OSMANLI’DA TELİF VE TERCÜMEYE DAİR –KISA BİR BAKIŞ

2019-03-12T01:12:33+00:00

Yazar: Şahin Torun

 

İbaretsüz hikayet eylemişler

Nihayetsüz bidayet eylemişler

Sanâ’at gerçi kim yogıdı hergiz

Velî her lafzıyidi bikr bir kız…

(Yazıcıoğlu Mehmed)

Eski Türk Edebiyatı Toplantı Dizisi

14 yıldan beridir Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları adı altında düzenlenen Eski Türk Edebiyatı Çalıştayı – kitaplaştırılmış haline verilen isimle de, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları’ nın 9. Toplantısının konusu ‘Metnin Halleri; Telif Tercüme ve Şerh’ olarak belirlenmiş ve oldukça oylumlu bir çalışma olarak 2014 yılında yayınlanmıştı. Son 7 yıldan bu yana Klasik Yayınları arasında yayınlanan bu özenli toplantılara dair yıllık derlemeler hem Ersu Pekin’in emek işi tasarımı hem de Klasik Yayınları’nın titiz ve kaliteli baskısı ile tıpkı içeriğinin doluluğu gibi, oldukça dikkat çekici çalışmalar olarak yayınlanmaya devam ediyor.

Bahse konu çalıştay – çalışma toplantılarının ilki 2005 yılında “Sözde ve anlamda farklılaşma: Sebk-i Hindî” adıyla düzenlenmiş. Türkiye üniversitelerinden Türk ve Fars dili ve edebiyatı uzmanlarının çalışmalarıyla şekillenen bu ilk çalışmadan sonra çalıştayın ilk 6 toplantısına ait tüm derlemeler, Turkuaz Yayıncılık tarafından yayınlamış. Turkuaz yayıncılığın yayınladığı çalıştay konuları ise şöyle sıralanıyor; Sözde ve Anlamda Farklılaşma: Sebk-i Hindî, Eski Türk Edebiyatına Modern Yaklaşımlar I, Eski Türk Edebiyatına Modern Yaklaşımlar II, Nazımdan Nesire Edebî Türler, Nesrin İnşâsı: Düzyazıda Dil, Üslûp ve Türler, Mesnevî: Hikâyenin Şiiri, Mecmûa: Osmanlı Edebiyatının Kırkambarı.

Çalıştayın 2013 ve 2014 toplantılarına dair bildiriler ise – 8. ve 9. Toplantı- belki de bu seri toplantıların en verimlileri olarak, Kasîdeye Medhiye: Biçime, İşleve ve Muhtevaya Dair Tespitler -2013, ve Metnin Halleri: Osmanlı’da Telif, Tercüme ve Şerh -2014 başlıklarıyla Klasik Yayınları arasında kitaplaştırılmıştı. Devamla serinin ‘Eski Metinlere Yeni Bağlamlar – Osmanlı edebiyatı çalışmalarında yeni yönelimler’ başlıklı 10. derlemesi 2015 yılında, ‘Gazelden Gazele – Dünün Şiirine bugünden Bakışlar’ başlıklı 11. Derlemesi 2016 yılında, ‘Metin Neşri – problemler, tespitler ve öneriler’ başlıklı derlemesi 2017 yılında ve ‘Hicve Reva, Mizaha Mayil- güldürücü metinleri anlamak’ başlıklı derlemesi ise 2018 yılında kitaplaştırılmış bulunuyor. Bu anlamda temennimiz söz konusu çalıştayın takip eden toplantılarında, mümkün olduğu ölçüde akademi dışından da katkı aktararak daha bugünden gelenekselleşmiş haldeki devamlılığını ve Klasik Yayınları’nın da bu kitap serisini sürdürmesi ve hatta mümkünse daha önceki altı toplantı metinlerinin de yine Klasik Yayınları tarafından yeni baskılarının yapılmasıdır.

Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları’ nın bu başarılı gidişatı bir yana, özellikle Gaziantep’ten Erzurum’a kadar Anadolu üniversitelerinde Türk Dili ve Edebiyatı konusunda çalışan pek çok uzman, doktora öğrencisi ile İstanbul, Ankara ve yurtdışı üniversitelerinde çalışan uzmanları, çalışma alanlarının belirli konuları çerçevesinde bir araya getirmesindeki başarısının ve kuşatıcılığının da ayrıca altını çizmek gerekiyor.

Velhasıl 9 yıl boyunca süregelen bu özverili ve kapsamlı çalışma dolayısıyla hem ayrı ayrı hem de bir bütün olarak katkıda bulunan bütün uzman akademisyenlere, başta Selim S.Kuru, Hatice Aynur, Müjgan Çakır, Hanife Koncu ve A.Emre Özyıldırım olmak üzere katkıda bulunan ve hazırlayan ekibe de teşekkür etmek gerekiyor.

Osmanlı’da metnin türlü türlü halleri : telif, tercüme ve şerh…

Başta da söylediğimiz gibi, bu uzun süreli çalışmaların 9. sunu teşkil eden bu derlemenin konusu; Osmanlı yazınında telif, tercüme ve şerh.  Basılı Eserler ve El Yazması Eserlerden müteşekkil, 30 sayfadan fazla kaynakçası ile metin sonlarında yer alan ‘Ekler’ i de dahil 500 sayfa tutan telif, tercüme ve şerh konulu yazıların yer aldığı derlemede dikkati çeken uzman akademik gayret ise, standart akademik yazınsal biçimleri aşacak kadar oylumlu bir emeği ortaya koyuyor. Derlemeye özgün içeriğini de kazandıran bu – elbet te önemli ölçüde akademik standartlara uygun ama bir o kadar da rahat ve okunabilir nitelikteki – hale bakarak pek çok Eski Türk Edebiyatı uzman ve akademisyeninin belirgin bir yazma becerisine de ulaştıklarını söyleyebiliriz.

Osmanlı’da telif derken, yazıya sinen kesin İslami düşünme biçiminin mutlak anlam arayışıyla yansıtılma zorunluluğu ve yazarın kendi algısından kaynaklanan ikircikler ve özellikle anlamı daha güzel kelimelerle ortaya koyma çabasına dayalı, dilin güzel kullanımına yönelik kaygılarla husule gelen bir ‘görklü eyitme’ den – günümüz diliyle söyleyecek olursak kelime kökeni olarak Türkçe ‘ayıtma’dan gelen ve bir biçimde de telif eserlerde gömülü biçimdeki örtük anlamı görkemli bir biçimde ortaya koyma çabası – ndan söz eden Selim S.Kuru’nun, okuru Erzurum’lu Darir’den Hatiboğlu’na götürerek anlam, söz, yazı, özgün eser ve çeviri kavramlarını birleştirip sorunsallaştıran bir örnek olarak Hatiboğlu’nun yüz hadisi, yüz hikâye ile açıkladığı Ferâh-name’sinden söz edişi sözgelimi;

“Türk dilinde ben bu sözi söyledüm / Terceme kıldum u hem nazm eyledim…”

Derlemede serimlendiği biçimiyle Telif’te hal böyleyken yani sadece söylemek ya da yazmaktan öte bir de anlama yeni libaslar giydirme, yani epeyce bir  ‘görklü eyitme’ kaygısı hakimken tercümede ise oldukça geniş bir boyutun söz konusu olduğu, zira erken dönem Anadolu yazınında doğrudan çevirinin olup olmadığı bir yana, bir eserin satır satır çevrilmesinin gerekip gerekmediği, bundan da öte her çevirinin az çok – kimi zaman bütünüyle- bir uyarlamayı da içerebildiği, o kadar ki kimi zaman tercümelerin telif haline gelebildiği, kimi zaman da telif eserlerin bütünüyle tercüme olabildiği gibi karmaşık bir ilişkinin söz konusu olduğunu okuyoruz.

Derleme de oldukça oylumlu biçimde işlenen şerh konusunda ise; şerh edilen metinde yer alan sözcük ve söz birimlerinin işaret ettiği çokça anlamın, şârihin bilgisini gösterecek biçimde sergilenerek şerh edilen metinler için böyle bir temel oluşturulduğu ve bu biçimiyle de keşf’ten beyan’a, tafsil’den tavzih’e kadar genişleyen bir alan açıldığını görüyoruz.

Bundan da öte şerhlerde telif eserlerde olduğu gibi, anlama yeni libaslar giydirmekten çok, şârihin anlamın üstüne örtülen libasları, anlamı açık edecek biçimde katman katman çıkararak sergilediği, oldukça renkli bir yazınsal yolculuğun peşine düşüyoruz.

Ezcümle, Eski Türk Edebiyatı’nın uzun bir zaman için bir biçimde yorumlanarak askıya alınmış ta’lik bir anlam ekseninde tutulduğunu da göz önüne alacak olursak, bu kıymetli derlemeyle artık bu anlamın tefsir ile tevil’e doğru evrildiğini görüyor ve okunmasını diliyoruz.

Klasik Yayınlar

Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları Dizisi IX

Bülten Üyeliği
Yayınlardan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.
Gizlilik haklarınıza saygı duyuyoruz.
Bu İnternet Sitesi çerezler ve üçüncü parti uygulamalar kullanır. Tamam