CESARE PAVESE İÇİN ÜÇ BOĞUM SÖYLEYİŞ

By |2019-04-08T12:27:01+03:00Nisan 8th, 2019|Bilmek Vaktidir, Temalar|

Yanılan insan henüz alın yazısının ne olduğunu bilmeyen insandır. Yani bu insan, geleceğini belirleyen geçmişini anlamıyor demektir. Ama ister anlasın, ister anlamasın, geçmiş gene de geleceği gösterir. Her hayat, olması gerektiği gibidir.
Cesare Pavese

Yazar: Şahin Torun

I-
İnsan hayatını, estetik değerleri, gerçeği, ahlakı ve aşkı. Bunlar yetmezmiş gibi mutlak olanı, kaderi, kederi, hüznü, mutluluğu ve şansı. Sonra kadını, erkeği hatta bu iki cinsin toplamıyla bizatihi insanı, geçmişi, geleceği, şimdiyi ve bütün anıları, acıyı, ağrıyı, zamanı, ölümü, intiharı, şiiri, her kim için neyi ifade ediyorsa öz denilen şeyi, hayali, gerçeği, rüyayı, ta kendisini ifade etmiş olduğu bir yoğunluğu, hep ötelediği yorgunluğu, olağanüstünün yanı başında yürüyüp duran sıradanlığı, bir otel odasını, bir evi, bir tepeyi, bir şehri…

Bütün bunların da ötesinde incinmeyi, ağlamayı, küsüp darılmayı, barışmayı, kabulü ve reddedişi salt birer kavram olarak bile kendi başlarına birer mutlak olarak görüp algılamak bir yana her birini kapsadıkları kavramsal dizge üzerinde zamanın ve toplumun dışında birer şey, birer değer olarak kabul edip önce kendi dünyasındaki en özge yere yerleştirerek, sadece ana çizgileriyle dile getirmeye özenen bir şair, epeyce de ağrılı ve acılı bir şair Cesare Pavese…

O kadar ki, Pavese’nin ölümü kazanıp kazanamadığını bilemesek te hayatı kazanmak konusunda epeyce bir kazancın sahibi olduğunu söylemek gerekir. Bu kazanç ise tıpkı kendisinin gençlere öğüt verirken söylediği şu sözünde saklanan kazancın rengindedir muhakkak; “…İnsan her neyi istiyorsa, onu artık istemediği zaman elde eder…”
Tam da bu renge-epeyce batılı, bütünüyle modern ama bir o kadar da yerleşememiş tondaki bu renge-odaklanarak bakıldığında Pavese’nin aynı zamanda talihsizliğe uğramış bir şair olduğu gerçeği ile bu talihsizliğin hiçbir avutucu sözle iyileşmeyecek bir talihsizlik olduğunu birlikte görür ve susarız.

II-
Hani o meşhur uğraşı gün gün yazdığı on beş yıla sığdırılmış bir günlük olmaktan öte, bir poetik döküm dememiz gereken ‘Yaşama Uğraşı’nda – belki de kendi gençliğine seslenircesine öğütlese de olandan ve olacak olandan da kendisini kurtaramayacağını ele veren sözlerine sinmiş haldeki renge benzeyen o renkle konuştuğu gibi; “…Sabırlı ol; kendini koyuverme; ilerisi için daha dayanıklı yapar bu seni; herkesin başına bir kere gelir böyle şeyler vb.”
Kimse gerçeği söylemeyi düşünmez: “Aynı şey bir kere, dört kere, on kere daha başına gelecektir- böyle şeyler her zaman başına gelecektir; çünkü sen kendini koruyamayacak bir yaradılışta isen, bundan kendini kurtaramazsın…” diyecektir Pavese.

Belki önemli ölçüde F.Kafka için ya da belki bir ölçüde Tatar Çölü’nün iz sürücüsü D.Buzzati için ama en çokta S.Plath ve V.Woolf için diyebileceğimiz ve sadece alnımızın çatından bakıp görebileceğimiz bir renktir bu. Umarsızca dal budak salan bir şiir çalınır kulağımıza burada, o kadar ki, sesimiz çık(a)maz.

İşte bu sessizlik anında bütün drama edilmiş hali bir yana saf ve kült bir estetik, dahası bir estetikten de fazlasını içeren ve kırk iki yıl boyunca derlenip toplanmış bir değerler kültüyle birlikte düşünmek gerekir Pavese. Böyle gerekir zira gerek bu estetik ve gerekse bu değerler bütününü de alalayıp bulayan bir ahlak-gündelik olmaktan çok gündeliği de içererek aşan, bütün çabasına rağmen gösterilen yere yerleşemeyen bir ahlak-bu ahlakı besleyen bir öz ve bu özü de açığa vuran bir gerçek ki, bu gerçekte öğretilemez bir fenomen biçimindedir.
Anlamaya çabalamak gerekir, beyhude yere olsa da…

III-
Yaşadığı zamanı acılarıyla gebe bırakan, belki bu zamanı yaşarken gebe kalan Santo Stefano Belbo kırları gibi sessizce, çıtır çıtır üremeye ve üretmeye adanmış bir yaratım sürecidir bu. Arızalıdır belki ama öyledir.

Gördüğü, yaşadığı ve öğrendiği her şeyi kavramsallaştırarak ve ana hatlarını belirginleştirerek söylenmiş sözlerdir Pavese’nin sözleri. Belki içinde yaratılmış haldeyken kazılıp bulunmuş, belki yokluğunu görerek kendi içinde yaratmaya durmuş, günden azade ama bir biçimde de düşerken tutunmuş olduğu yerde bulunmuş sözlerdir bunlar. Çoğa mal olmuş, pahası olan sözler.

Her şeyden önce bir geçmişi olan, her ne kadar yabancılaşılmış olsa da her bakıldığında hayal gücünü kavileştiren bir geçmiştir bu. Üzerinden geçen zamana rağmen eskileşmemiş, her gözeneğinde salt bir insana özel tılsımlı nice hayreti saklayan ve kendi acısından ördüğü kamçıyla kendi yüzüne vura vura dönenip duran bir geçmiş.

Her yenisinin bir öncesinde açılanı unutturduğu yaralardan müteşekkil bir hayatın nasıl olup ta kağşamadığını anlayamayacak kadar hayret veren bir direşkenliktir Pavese’nin ki. Asıl şaşırtıcı olan ise, bunca kırbaçla sertleşmesi gereken bu direşkenliğe kelime kelime yerleşen yumuşak ve naif okların delip geçtiği bütün ezberleri nasıl kanatabildiğidir.

Pavese külliyatının bütün incinmişliği de bütün inciticiliği de bu halinden mülhem olsa gerektir.

Bülten Üyeliği
Yayınlardan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.
Gizlilik haklarınıza saygı duyuyoruz.
Bu İnternet Sitesi çerezler ve üçüncü parti uygulamalar kullanır. Tamam