DERTLERE DEVA RANDEVU

By |2019-04-08T12:27:56+03:00Nisan 8th, 2019|Bilmek Vaktidir, Satranç Dersleri|

 

Murat Menteş, oluşturduğu “sentez” karakterleri, üzerinde çalıştığını kolayca anlayabileceğimiz eserleri, dikkati kitaplara çekmeye gayret eden seçimleri, farklı bir amaç gütmeden salt edebiyat namına attığı adımlarla okunması gereken bir yazardır. Hem edebi hem toplumsal hayatın geçmişinden, derdinden uzak kalmadan bugünü temsil etmektedir.

 Yazar: Rahime Kasım

“Evet, yazarları arkadaşım sayarım. Onlarla münasebetimi profesyonelce düzenleyemem. Çağdaşım yazarlarla da dostluğumuza güç katan asıl unsur, onların eserlerinden bana ulaşanlardır zannımca. Peki ya diğerleri? Yani bu dünyadan göçmüş yazarlar? Ya en iyi arkadaşımız, biz onunla tanışmadan ölüp gittiyse? Cemal Süreya’yla teatide bulunmak, Orhan Kemal’le hasbıhal etmek, Oğuz Atay’la dertleşmek iyi olurdu sanki?”

Eserin takdim kısmından yaptığımız alıntı, içeriğine ilişkin sıkı ipuçları veriyor. Çünkü hiç kimseden lafını esirgemediğini bildiğimiz Murat Menteş bu defa hepimizde yer etmiş bazı isimlerin yamacından okuyucularına sesleniyor. Peki, hangi isimler? Farabi, Shakespeare, Dostoyevski, Hacı Bektaş-ı Veli, Nietzsche, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Agatha Christie, Neşet Ertaş, Vonnegut, Orhan Veli, Bukowski. “Zamanda edebi bir seyahat” olarak adlandırdığı serüvenini kaleme alıyor. Yazarlara sorular soruyor, cevaplar yazıyor. Kendisine özgü konuşturma teknikleri ve hepsinin eserlerinden, röportajlarından aldığı kesitlerle içeriği zenginleştiriyor. Sıkmadan, teorik olarak derinlere inmeden meselenin özünü kavramaya yardımcı bilgiler sunuyor. Birbirinden uzak, alakasız görünen muhataplarında tüm insanlığın sorularına cevaplar arıyor.

Her şeyden önce kitap kapağının, iç tasarımın, renk seçimlerinin gayet özenli ve üzerine düşünülmüş olduğunu görüyoruz. Özellikle çizimler ve bir çizgi romana geçiyormuş hissi veren ara sayfalar dikkat çekiyor. Çizer Hakan Karataş, Derde Deva Randevu’yu görerek okumamız konusunda önemli bir etken. Yazının duygusuna, vermek istenilen mesaja hatta bütünüyle eserin gidişatına yön veriyor.

Daha önceki romanlarından alışık olduğumuz orijinal kurmaca mantığına sadık kalsa da her bölümde farklı bir yazarla soru-cevap yapılan, geçişlerde artık çizgilerin konuştuğu bu eseri diğerlerinden farklıdır. Seçtiği isimlerin niteliklerine bağlı olarak duygular, sorular, hatta tema değişir ve buna uygun başlıklar altında konuşulur. Örneğin Farabi’ye mutluluk, ahlak, erdem meseleleri sorulur; Agatha Christie’ye suç, katil, para. Aşk, herkese sorulur. Soruların ortak özelliği ise evrensel konulardan seçme, herkesi içine alan kavramlarla alakalı olmalıdır. Cevaplar da insanların temsil ettiği taraflar olarak algılanabilir. Mesela aşk; Hacı Bektaş-ı Veli’ye sorulduğunda “Aşkın başlıca alameti; hırsı ve öfkeyi yatıştırmasıdır” cevabı gelir, Shakespeare ise “İster büyük isterse küçük olsun bir kimse/Aşkın asıl sözünü dilsiz sükûnet söyler” şeklinde karşılık verir. Aynı karşılaştırmayı mutluluk, politika, iyilik gibi evrensel meselelerde de yapabilme imkânı sunar. Eserin ayırt etmeyen ve bütünü kapsayan eğilimi kazandırma çabası bu bağlamda önemlidir.

Yazarın bir diğer romanı olan Ruhi Mücerret’teki başkarakterin kişiliğinde de birden çok toplumsal kimlik, duygu ve düşüncenin bulunduğunu görürüz. Derde Deva Randevu’daki aynı soruya verdikleri farklı cevaplar, Ruhi Mücerret’in ruhunda barındırdığı çeşitlilikle ve hayatının belli dönemlerinde verdiği “cevap”larla benzeşir. Her iki durumda da ipin ucu insana ve onu insan yapan temel değerlere çıkar. Yine Dublörün Dilemması’ndaki Siperde Perende şiirinde geçen şu dizeler bize aynı kapıyı açmaz mı?

“Kim der ki “Mukadderat sicimi beni bağlamaz”?
Askını, kaskını, maskeni taksan bile…
Namluların nazarı değdiği zaman
Azrail’in menzilinde kim sakarlaşmaz?”

 

Ölüm hakikatinin kuşatıcılığı tüm insanlık üzerinde sabitken aksini iddia etmek olmaz. İşaret ettiği diğer meselelerin de evrenselliği ortadadır: aşk, iyilik, mutluluk. Seçilen isimlerin de tüm insanlık için söyledikleri bir sözü, bıraktığı bir emaneti vardır. Böylelikle dünyanın dört bir yanından seçilmiş aydınların pencerelerinden kendi cevabımıza karar verme fırsatı doğar. Zira insan için dünya, sorular ve cevaplar âlemidir.

Olumsuz sayılabilecek nokta ise zannımızca soruların cevaplarındaki “az ve öz”lükten doğabilecek yanlış yorumlamalardır. Okuyucuyu sıkmamak için kısa tutulmuş olabilir fakat yazarın düşüncelerini tam manasıyla yansıtabilecek mahiyette olup olmama konusunda kaygılanılabilir. Bu konuda eserin takdiminde özenle çalıştığını ifade eder. Fakat her edebi eserde olduğu gibi okurun tasarrufuna bağlı olduğu bir gerçektir.

Bitirirken belirtmeliyiz ki Murat Menteş, oluşturduğu “sentez” karakterleri, üzerinde çalıştığını kolayca anlayabileceğimiz eserleri, dikkati kitaplara çekmeye gayret eden seçimleri, farklı bir amaç gütmeden salt edebiyat namına attığı adımlarla okunması gereken bir yazardır. Hem edebi hem toplumsal hayatın geçmişinden, derdinden uzak kalmadan bugünü temsil etmektedir.

Okumaya ve yazmaya kıymet veren herkese tavsiye edilebilir, ediyoruz. Bilhassa erken yaşta böyle isimlerle hemdem olmasını istediğimiz çocuklarımıza daha verimli ve başlangıç seviyesi için severek öğretecek bir eser önerisidir.

 

Bülten Üyeliği
Yayınlardan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.
Gizlilik haklarınıza saygı duyuyoruz.
Bu İnternet Sitesi çerezler ve üçüncü parti uygulamalar kullanır. Tamam