Aile denilen insan topluluğu arasındaki dinamikler, asla bir “aile” olamamış aileler, birbirini dinlemeyen, iletişim kuramayan insanlar gibi aslında olmamasını dilediğimiz ilişki biçimleri romanlarda fazlasıyla yer buluyor. Aile, edebiyat için başlı başına bir konu aslında. Bill Cleg ilk romanı ile bundan çok daha fazlasını, etkileyici bir biçimde sunuyor. Senin Hiç Ailen Oldu Mu? hem dil, hem kurgu, hem de yazarın kurguya yaklaşma biçimi olarak beklentilerinizi karşılayacak bir roman.

Yazar: Esra Karadoğan

“Göl yok artık. Saatlerdir bu taşlık yolda ilerliyor ve suya dair hiçbir işaret yok. Arabalar, insanlar yok; Missoula’dan sonra arabayla doğru yola saptığına ya da yol ne zaman ikiye ayrılsa doğru yolu seçtiğine dair hiçbir kanıt yok. Kaybolmuş ve yalnız ama bunun bir önemi de yok. Hiçbir şeyin yok, diye düşünüyor ve bu ilk değil. Kafasındaki fikri, yani yapabileceği şu ya da bu seçimin onu ya da başka birini etkilemeyeceğini tekrar tekrar aklından geçiriyor. Daha önce olsa, herhangi bir yükümlülük ya da sonuç olmaksızın varlığını sürdürme fikri onu heyecanlandırabilirdi, ama bu tecrübe hayal ettiği hiçbir şeye benzemiyor.”

Bunlar bir yangında eski kocasını, kızını, müstakbel damadını ve sevgilisini kaybeden, böyle bir felaketten sonra artık kimsesinin olmadığının acısıyla usul usul yanan June Reid’i anlatıyor. Bu, June gibi yaşadıklarını kabullenemeyen, acısıyla yüzleşemeyecek kadar tükenmiş bir kadını anlatabilecek en uygun paragraf olabilir.
Senin Hiç Ailen Oldu Mu? Bir kadının tüm ailesinin alevlerin içinde kalmasını seyrettikten sonraki halini ve geride kalan herkesin yaşadıklarını, hislerini, bakış açısını aktaran çok başarılı bir roman. Tabii bu kayıplar asla tek bir kişiye ait olamaz. Başlarda bu felaketin en çok zarar göreni June gibi gözükse de, sayfalar ilerledikçe kızı Lolly’nin sevgilisi Will’in ailesinin acısına, Luke’un annesi Lydia’nın acısına da şahit oluyorsunuz. Tüm bu insanların ortak noktası evlat acısı, fakat hepsinin bunu yaşama, bununla yüzleşme yöntemleri farklı. Yazar Bill Cleg, felaketin boyutunu ve insanların çektiği acının derinliğini daha iyi yansıtabilmek adına tüm karakterlere ayrı ayrı yaklaşıyor. Böylece bu felaketin öncesinde yaşananları da öğreniyorsunuz. Yazarın bu konudaki sezgisel yaklaşımını çok başarılı buldum. Öyle ki sadece ana karakterlere değil, yan karakterlerin bile hayatlarına, isteklerine, beklentilerine ve hayal kırıklıklarına yakından bakabiliyorsunuz ve bunu kısa sayılabilecek bir romanda böylesine etkili bir biçimde yapabilmek büyük başarı.

Bu kitabı okurken tam olarak kendimi bir cenaze töreninin ortasında hissettim, garip olan şu ki romanda cenazeden neredeyse hiç bahsedilmemiş. Fakat June’un, Lydia’nın yaşadığı bu büyük acı karşısında mesela Rick’in düğün için hazırladığı pastanın parasını düşünmediğini söylediği halde bununla ilgili eşiyle yaşadığı çatışmayı anlatması insanı şaşırtıyor ama garip olan şu ki cenazelerde hep böyle şeyler olur. Kaybı yaşayan kişi için dünyadaki diğer tüm dertler bir anda anlamını yitiriyor, fakat diğerleri, her ne kadar onlar da üzülse de, hayatlarına devam ediyor.

Yazarın her bir karaktere bir ses vermesi, anlatımda kimi zaman birinci tekil şahıs, kimi zaman üçüncü tekil şahıs kullanımındaki bilinçli olduğunu hissettiğim akıllıca tercihleri beni çok etkiledi. Luke’un, Lolly’in ailelerinden uzak durmak için sebeplerini öğrendiğinizde, her bir karakterin kendisiyle ve aile ilişkileriyle yüzleşmesini gördükçe, Bill Cleg’in anlattığı tek felaketin bu yangın olmadığını anlıyorsunuz. Her ailenin, her karakterin kendine has yaşadığı bir trajedi var ve her şey yolunda giderken bile arka planda yaşananların insanları nasıl etkilediğini net bir şekilde görebilmemizi sağlayan bir roman.

Ailelere, aile trajedilerine dair yazılmış pek çok kitap var, Senin Hiç Ailen Oldu Mu? Bu romanlar arasında farklı bir çizgiye sahip benim gözümde; yazarın karakterlerin gözlerinden bakabilme becerisi, kullandığı gerçekçi dil, trajedinin boyutlarını usul usul işlemesi beni çok etkiledi.

Roman boyunca Silas’ın, Lydia’nın ve June’un yaptıklarının ve yaşadıklarının parça parça ortaya çıkması ve sonunda hepsinin yaptıklarının sonuçlarıyla teker teker yüzleşmesi çok dokunaklı. Uzun yıllar sonra bile altını çizdiğim satırları tekrar okuyacağım, karakteriyle selamlaşmak isteyeceğim, mutlaka okunması gereken, okuduğunuzda uzun süre zihninizde yer edecek bir roman.

Senin Hiç Ailen Oldu Mu?
Bill Clegg, Kafka Kitap, 241 syf

2019-04-08T12:31:20+03:00Nisan 8th, 2019|Bilmek Vaktidir, Satranç Dersleri|
Bülten Üyeliği
Yayınlardan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.
Gizlilik haklarınıza saygı duyuyoruz.
Bu İnternet Sitesi çerezler ve üçüncü parti uygulamalar kullanır. Tamam