Dikkat Çekenler

  • Sadeleşmek Aslında Yeni Bir İmaj mı?
    Devasa bir kent, camdan ve çelikten yapılmış, gökyüzüne uzanan, gökyüzünü yansıtan, kendisini ve sizi yansıtan evler; imgelerine boğulmuş, acelesi olan, aşırı makyajlı, altınlar, incilerle kaplı ve şık deriler giyinmiş insanlar tahayyül ediyorum; yan sokakta yığılmış pislik ve uykuya ya da paryaların öfkesine eşlik eden uyuşturucu…   Bu kent New York olabilir, yarının herhangi büyük bir kentine, bizimkine ...
    Elif Okan Gezmiş 11 Eylül 2019
  • Göç ve Resim
    Bütün göçlerde değişim ve hareket temeldir. Tercihli veya zorunlu olarak göç, bireyin tüm yaşamını değiştiren önemli bir hamledir. Sanat ve göç insanlığın yaşam süreci boyunca sürekli varolan olgulardır. Tercihli ya da zorunlu olarak göç, bireyin tüm yaşamını değiştiren büyük bir harekettir. Toplum yapısının biçimlenmesinde önemli etkileri olan göç kavramı doğrudan ya da dolaylı olarak sanat olgusunu ...
    Ömür Bayramoğlu 10 Mayıs 2019
  • Sıradışı Mimar Turgut Cansever
    “Bütün vahiylere göre, Gelenek bütünün kutsal emaneti, döngünün sonuna kadar var olacaktır; yani bir yerlerde her zaman açık bir kapı olacaktır. Dış kabuğunu aşabilen ve sağlam bir iradeyle hareket eden insanlar için, ne yaşadıkları dünyanın kokuşmuşluğu, ne de belirli bir topluluğa veya çevreye ait olmak mutlak engeller teşkil etmez.”   Titus Burckhardt Mimariyi hayatın bütün alanlarını ...
    Ahmet Bozkurt 10 Şubat 2019
  • Alınyazısının İzinde
    Dünyanın insanları kendi yarı buçuk kültürleriyle, kaba çığırtkan sözleriyle, dar kafalı doğallıklarıyla kendilerine öylesine değerli kimseler ki, söz sürgünde adeta. İşte bu sürgünün peşine düşmek, mecrasını arayan bir nehir gibi zahmetlidir ve değerlidir.                                      *Varlık sebebim, her daim nefesim sevgili anneme ve babama ithafen İnsan kendi iç yankısını kaybedince; duygusuzluk ve bilgisizlik kuşatır her yanını. İçine dolanır ...
    Mehmet Aslan 10 Mayıs 2019
  • Osmanlı'da Telif ve Tercümeye Dair –Kısa Bir Bakış
    İbaretsüz hikayet eylemişler Nihayetsüz bidayet eylemişler Sanâ’at gerçi kim yogıdı hergiz Velî her lafzıyidi bikr bir kız… (Yazıcıoğlu Mehmed) Eski Türk Edebiyatı Toplantı Dizisi 14 yıldan beridir Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları adı altında düzenlenen Eski Türk Edebiyatı Çalıştayı – kitaplaştırılmış haline verilen isimle de, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları’ nın 9. Toplantısının konusu ‘Metnin Halleri; Telif Tercüme ve Şerh’ olarak belirlenmiş ve ...
    Şahin Torun 10 Şubat 2019

Az Çoktur

Siz işitmiyor musunuz?  İşitmiyor musunuz? Sâde yaşamak îmandandır;  sâde hayat sürmek îmandandır. Hadis-i Şerif   Basitliğin Kavram Haritası   “Basitlik” denildiğinde akla gelen çağrışımlara baktığımızda şu kelimeler öne çıkıyor: yalın, sade, temiz, hafif, dingin, bilge, berrak, açık, ferah, derin, yavaş, küçük, az, boşluk, kolay, güzel, sessiz, mütevazı… Bunların hepsi de çok güzel kelimeler ve hepsi de bambaşka dünyalara aitler. Hepsi de birbiriyle bir şekilde ilişkili; küçük güzeldir, yalın sessizdir, basit derindir, az çoktur, yavaş dingindir gibi… Bu yazının odağında daha çok basitlik, yalınlık, sadelik ve boşluk kavramları yer alacak.   Sınıf atlamanın üç yolu olduğuna inanıyorum; 1. eğitim, 2.  evlenmek [...]

By |Eylül 11th, 2019|

Sadeleşmek Aslında Yeni Bir İmaj mı?

Devasa bir kent, camdan ve çelikten yapılmış, gökyüzüne uzanan, gökyüzünü yansıtan, kendisini ve sizi yansıtan evler; imgelerine boğulmuş, acelesi olan, aşırı makyajlı, altınlar, incilerle kaplı ve şık deriler giyinmiş insanlar tahayyül ediyorum; yan sokakta yığılmış pislik ve uykuya ya da paryaların öfkesine eşlik eden uyuşturucu…   Bu kent New York olabilir, yarının herhangi büyük bir kentine, bizimkine benziyor…   Bu kentte ne yapmalı? Tek bir şey: Metalar ya da imgeler satmak ve satın almak, ikisi de aynı anlama gelir, çünkü bu metalar ve imgeler anlamdan yoksun ve derinliksizdir. Lüksü olduğu gibi dehşeti de etkisizleştiren bir yaşama sahip olabilenler ya da [...]

By |Eylül 11th, 2019|

Toplumsal Değerler Etrafında Kadınlar, Mitler ve Toplumsal Cinsiyet Aranjmanları

Bugün toplumsal değerleri tartıştığımız mecralarda, mitlerin yüzyıllar içinde nasıl cinsiyetçi kanonlar oluşturarak günümüze kadar gelen bir cinsiyetçi söylemi toplumun temel değerleri arasına yerleştirdiği rahatlıkla görülebilir.   Mitler bir toplumun hafıza depolarıdır. Kadınlar ise bu depoların hafıza kartları. Çünkü kadınlar zihinsel olarak hatırlama eylemini detaylandırmak ve hafızanın en küçük birimlerini dahi bir saklama alanı olarak kullanmak konusunda mahirdir. Fakat aynı kadınlar, eril aklın yarattığı kadın algısını mitik anlatılar yoluyla aktararak kendi toplumsal konumlarını da sabitler. Toplumsal cinsiyet kavramı kadın ve erkek cinsinin sosyal rollerinin toplum tarafından ataerkil düzenek içinde biçimlendirilmiş olarak sunulması ve kabul görmesidir. Kadınlar bu kabulleri kuşaktan kuşağa aktarırlar. [...]

By |Temmuz 11th, 2019|

Ebemkuşağı

Ne yazık ki insanı bedbin ve bezgin hale sokan bu mekânlar, şehirlerimizi yağ lekesi gibi işgal etmiştir. Belki de ihtirasıyla hükümran olmuşların ve yetkisini ganimete çeviren tamahkârların mimarlık ve şehircilik anlayışı sonucu, insan doğasına aykırı, muhayyilesini körelten mekânları modern hayatın sığınakları olarak pazarlaması ile başlamıştır hikâye. Şehirler; içinde yaşayanların zihinlerini enkaza çevirecek şekilde, adeta üstü açık hapishaneler gibi inşa edilmişlerdir. Unutulduğunu unutan adam, bir an durdu ve sessizce terennüm etti hüküm cümlesini; Bu mekânlarda gözünü açan kuşaklardan sevda ehli ustalar çıkmaz.   Unutulduğunu unutan adam, sırtındaki ağırlıkları taşıma becerisini güçlendirmek için çıktığı uzun bir yürüyüşte halini tarif edecek cümleyi arıyordu. [...]

By |Haziran 14th, 2019|

İki Yağmur Arasında

Oysa başın payandası, yüreğin ücrasına kaydettiği, kendini masum kılan, hatırladıkça hissiyatını güçlendiren, uğruna serden geçmeyi mazur sayan, varlık nedeni ve olmazsa olmazı olduğunu varsaydığı sevdikleri, değer verdikleridir.    Unutulduğunu unutan adam, bir gün sükûnetin hakim olduğu coğrafyaya arzı endam etme ihtiyacı duydu. Varlığını, cümle mahlûkatın tanıklığına sunduğunu umursamadan, yerin sert, havanın ayaz, ışığın mat oluşuna ve ayaklarındaki prangalara aldırmadan yürümeye başladı. YÜRÜMEK, VAR OLDUĞUNUN FARKINDA OLMAKTIR. Toprak zemin, yaylanarak attığı her adımla, rüzgârın engellemesine rağmen omuzlarının üzerindeki ağırlığı taşıdığını sanki titreşimiyle hissettiriyordu.  İstikametini baştan belirlemeden, kendiliğinden, yönünü oksijeni yoğun soluyacağı hava koridoruna çevirmişti.  Bir kez yola çıktın mı ayaklar toprakla [...]

By |Mayıs 23rd, 2019|

Bizim Kardeşimiz, Bizim Acımız: Filistin

Pakistan’dan gelen ve sürekli bembeyaz takım elbiseler giyerek kantinde boy gösteren Adnan oldukça başarılı görünüyordu. Onun aksine uzun upuzun boyu, kalın dudakları, mercek gibi gözlükleri ve koyu renk elbiseleriyle görmeye alıştığımız Filistin’li Ziyad ise birkaç ders hariç hiçte iyi bir halde değildi ve borçlu geçtiği sekiz dersten o yılda geçemeyecek olursa kaydı silinerek okuldan atılmak tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Şu kahırdan kahıra taşındığımız bombalama haberleriyle sürekli canımızın yandığı Gazze, taşınamaz bir acı gibi her vicdan sahibi müslümanın aklına yine bir bütün olarak Filistin konusunu düşürmeli ve hiç unutturmamalıdır. Unutturmamalıdır, zira bugün sözde bütün insanlığın acısı gibi bir acı olarak işlense de [...]

By |Mayıs 10th, 2019|

Göç ve Resim

Bütün göçlerde değişim ve hareket temeldir. Tercihli veya zorunlu olarak göç, bireyin tüm yaşamını değiştiren önemli bir hamledir. Sanat ve göç insanlığın yaşam süreci boyunca sürekli varolan olgulardır. Tercihli ya da zorunlu olarak göç, bireyin tüm yaşamını değiştiren büyük bir harekettir. Toplum yapısının biçimlenmesinde önemli etkileri olan göç kavramı doğrudan ya da dolaylı olarak sanat olgusunu da etkilemiştir. Din kitaplarında da göç kavramına yer verilmiştir. Dini inanışlarda ölüm ve doğuşun zorunlu bir göç olarak, bir dünyadan başka bir dünyaya geçişi de göç olarak kabul edilir ve sanat eserlerine de bu bağlamda konu olmuştur. 20. yüzyıla kadar göçler daha iyi yaşam [...]

By |Mayıs 10th, 2019|

Gitmek de Kaderdir

Savaştan, ekonomik sıkıntılardan, suçlardan kaçıp ülkemize göç eden, bir aralık bulmaya ve oraya sığmaya çalışan insanlarla ilgili haberleri ve tartışmaları istesek de istemesek de görüyoruz. Kuşlar, insanlar ve insanların içinde mazlumlar. Bir yerden bir yere gitmek, geri dönmek için gitmek yahut dönüşünü içinde saklayan bir gitmek… Şüphesiz bu dünya, mevsim kışa durduğunda yolunu sıcak ülkelere çeviren kuşların da evidir. Geçenlerde bir belgesel izledim; kuşların göç yollarını, dizilişlerindeki çıldırtan düzeni hatta yapılan gözlemlerle tespit edilen türleri konu alıyordu. Bu yollar beni “kuşlaşmış insanları” aramaya itmiş olacak ki BBC’nin 1973’te yayınladığı Türkiye’den Almanya’ya Göç’ü arkasına ekledim. Savaştan, ekonomik sıkıntılardan, suçlardan kaçıp ülkemize [...]

By |Mayıs 10th, 2019|

Alınyazısının İzinde

Dünyanın insanları kendi yarı buçuk kültürleriyle, kaba çığırtkan sözleriyle, dar kafalı doğallıklarıyla kendilerine öylesine değerli kimseler ki, söz sürgünde adeta. İşte bu sürgünün peşine düşmek, mecrasını arayan bir nehir gibi zahmetlidir ve değerlidir.                                      *Varlık sebebim, her daim nefesim sevgili anneme ve babama ithafen İnsan kendi iç yankısını kaybedince; duygusuzluk ve bilgisizlik kuşatır her yanını. İçine dolanır. İçkin bir trajedyanın sermayesi olur. Kıyıdadır artık. Bir kefen gibi saran sisli, uğultulu vakitlerde dudağının ucuyla yaşayan insan kıymıkları. Taşlaşmış yüzler. Soğuk gözyaşları. Acının burcunda yitirilmiş kardeşlikler, dostluklar. İnsanlar birbirlerine kıtalar uzaklıkta. Gönüllere ulaşmayan karartılmış sözler. Yasların eğlenceye dönüştürüldüğü zamanlar. Kenar mahallede bırakılan [...]

By |Mayıs 10th, 2019|

Heybesizler

“Dalgınlığın hakkımüktesep sayıldığı, gafleti, rehavetle sürdüren ve olumlayan bir hâl.” dedi içinden, kendisini unutanları unutan adam adımlarını sıklaştırarak. “Peki, heybesizlerin avare avare dolaştığı bu şehirde benim ne işim var?” diye o sürekli içini kemiren soruyu sordu kendine. Göz hizasına gelen her yerde, şehrin caddelerinde dolaşan bedenlerin her biri bir dünya sayıyor kendini. Caddeler, sokaklar, AVM’ler, dünya kadar dünyalılarla dolup taşıyor. Attıkları her adımla, yaptıkları her eylemle üzerinde gezindikleri gezegeni eksiltmelerinin ayırdında değiller. Unutulduğunu ve unutan adam olmak için bir ömür bedel ödediğini de unutmuştu. Hoş, insan sürekli içini acıtan şeyleri unutmasa, unutmaya çalışmasa yerkürenin ağırlığına göre tasarlanmamış bedeni bu yükleri [...]

By |Mart 7th, 2019|

Sıradışı Mimar Turgut Cansever

“Bütün vahiylere göre, Gelenek bütünün kutsal emaneti, döngünün sonuna kadar var olacaktır; yani bir yerlerde her zaman açık bir kapı olacaktır. Dış kabuğunu aşabilen ve sağlam bir iradeyle hareket eden insanlar için, ne yaşadıkları dünyanın kokuşmuşluğu, ne de belirli bir topluluğa veya çevreye ait olmak mutlak engeller teşkil etmez.”   Titus Burckhardt Mimariyi hayatın bütün alanlarını kapsayan bir “hazine” olarak formüle eden Cansever için mimarlık aynı zamanda insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen bir disiplindir.  “Bütünü kurmak” olgusuna tevhidi yaklaşımın zorunluluğuna vurgu yaparak ontolojik bir yer açan Cansever için bu süreçteki en önemli uğrak noktalarından biri de gelenektir. Yalnız bir farkla [...]

By |Şubat 10th, 2019|

Osmanlı’da Telif ve Tercümeye Dair –Kısa Bir Bakış

İbaretsüz hikayet eylemişler Nihayetsüz bidayet eylemişler Sanâ’at gerçi kim yogıdı hergiz Velî her lafzıyidi bikr bir kız… (Yazıcıoğlu Mehmed) Eski Türk Edebiyatı Toplantı Dizisi 14 yıldan beridir Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları adı altında düzenlenen Eski Türk Edebiyatı Çalıştayı – kitaplaştırılmış haline verilen isimle de, Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları’ nın 9. Toplantısının konusu ‘Metnin Halleri; Telif Tercüme ve Şerh’ olarak belirlenmiş ve oldukça oylumlu bir çalışma olarak 2014 yılında yayınlanmıştı. Son 7 yıldan bu yana Klasik Yayınları arasında yayınlanan bu özenli toplantılara dair yıllık derlemeler hem Ersu Pekin’in emek işi tasarımı hem de Klasik Yayınları’nın titiz ve kaliteli baskısı ile tıpkı içeriğinin [...]

By |Şubat 10th, 2019|

J.Baudrillar’dan U.Eco’ya Bir Simülasyon Olarak Zaman ve Yalan…

Hayretin alabildiğine küçüldüğü bu zamanda, şaşkınlık, varlığın metropol hatta megapol ölçüsündeki cesameti kadar büyüyecek ve öncelikle tanınamayan ölçülerin tanıtıcı kılavuzları tanınmak zorunda kalınacaktır. Zira bu zamanda hakim olan yegâne ölçü, koyu, kalın ve ağır bir duyarsızlıktır ve bu duyarsızlığın kalıplarıyla davranmak ta ayrıcalıklı olmak için bir garanti hükmündedir.   Günceli yaşama baskılarının gönüllü uygulayıcıları olarak, hayatı zamanın bir boyutundan diğer boyutlarına doğru taşıyarak, yaşamaya razı olmanın kaçınılmaz olduğu zamanlardayız. Elbette, hayatın kendiliği de aynı kaçınılmazlık ölçeğinde tartışmalı hâle gelecektir. Kendiliğinden olmayan hayatların birey ve toplum nezdinde ortaya çıkaracağı en büyük gerçek ise yalan olacaktır. Hakeza, hayatın bu biçimi, böylesi bir [...]

By |Şubat 8th, 2019|