Didem Madak’la aynı banka kuyruğunda. Beklemiş olabileceğimizi. Aynı çay bahçesinde nefes alıp vermiş olabileceğimizi. Düşünür. Ama bu ihtimalin gerçek olup olmadığını hiçbir zaman bilemeyeceğimizi düşünür. Bu-ru-lu-ruz. Didem Madak okurken…

Yazar: Abdullah Harmancı

 

Annemiz bizi misafirliğe götürmemiş de. Evimizin boş bir odasında. Saatlerce ağlamışız gibi. Acılı bir boşluk içimizde derinleşir. Didem Madak okuduğumuzda…

Evimizin tekir kedisi. Bir kamyon tekerinin altında kalmış da. Çocuk ruhumuz kaybetme acısını ilk defa yaşamış gibi. Oyulur da oyulur içimiz. Didem Madak okuduğumuzda…

Kravatımızı fırlatıp atmak. Arabamızı bir otoparkta unutmak. Ceketimizi alıp bankamızın kapısından çıkıp gitmek. Kredi kartımızı kırmak duygusu uyanır. Didem Madak okuduğumuzda…

Tolstoylaşırız. Malımızı mülkümüzü yoksullara dağıtmak. Bütün iddialarımızdan vazgeçmek. Çocukluğumuzun yoksul evlerinden birine dönmek. Ağlamak ağlamak ağlamak duygusu verir, Didem Madak okumak.

İzmir’in sokaklarında. Bundan otuz sene önce. Onlu yaşlarında bir genç olarak dolaşırken. Didem Madak’la aynı sokakta yürümüş olabileceğimiz duygusu. Boğazımıza bir yumruk gibi sıkışır. Onu okurken…

Didem Madak’la aynı banka kuyruğunda. Beklemiş olabileceğimizi. Aynı çay bahçesinde nefes alıp vermiş olabileceğimizi. Düşünür. Ama bu ihtimalin gerçek olup olmadığını hiçbir zaman bilemeyeceğimizi düşünür. Bu-ru-lu-ruz. Didem Madak okurken…

Kordon’da yürüyen. Kordon’da bekleyen. Kordon’da düşünen. Kordon’da denizi izleyen gençlerden birinin de. -O uzak İzmir gününde, geçmiş zaman içinde.- Didem Madak olabileceğini düşününce. Didem Madak’ın bizi görmeyen. Varlığımızdan bile haberi olmayan. Yan masadaki genç kız olabileceğini düşününce. Kirpiklerimiz rüzgârlanır. Didem Madak okurken…

Seneler önce. İstanbul’daki bir kitapçıda. Elime Sombahar almıştım. Gençtim. 20 yaşımdaydım. Başımda yaz’ın ve yazın rüzgârları. Demek o zaman. Didem Madak. Elime aldığım dergide. Şiiri olan ve tanınmayan bir genç kızmış. Diye düşünüp hüzünlenirim. Didem Madak şiirlerinin mısrasız ve teklifsiz sokaklarında dolaşırken.

O derginin sayfalarında gezinirken gözlerim. Didem Madak şiirine takılsaydı da. Örselenseydi içim. O zaman o genç şaire ulaşsaydım. O zaman o genç şairin sesini duymak nasıl bir şey olurdu benim için? Diye duygulanmanın. Diye hayıflanmanın. Diye durup düşünmenin. Diye acılanmanın pençesinde kıvranırken. Düşünmek hâlâ tuhaf bir acılı lezzet verir Didem Madak kitaplarının sayfa aralarında, satır aralarında dolaşırken.

Teyze kızımız gibi. Kız kardeşimiz kadar. Bizdendir. Kapı açılınca elinde limonata bardaklarının bulunduğu bir tepsiyle içeri girecek, eteğini bacaklarının arasına kıstırıp divana ilişecekmiş duygusu verir Didem Madak. Didem Madak okurken. Öylesine merak ederiz ki onu. Öz varlığını. Biyolojik varlığını. Sesini. Gülüşünü. Somurtuşunu. Didem Madak okumak biraz da Didem Madak üzerine düşünmektir. Merak ve heyecan duymaktır.

Didem Madak okurken “ah” deriz. “Ah” ederiz. Ve hep onun o ünlü dizeleriyle kapatırız elimizdeki kitabı:

“Ne diyecektin, ne söyleyecektin

Şairlerin şahı olsan

Bir AH’dan başka!” 

 

2019-07-10T04:35:44+03:00Temmuz 11th, 2019|Bilmek Vaktidir, Deneme Ses Bir Öykü, Rast Gelebilmek|
Bülten Üyeliği
Yayınlardan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.
Gizlilik haklarınıza saygı duyuyoruz.
Bu İnternet Sitesi çerezler ve üçüncü parti uygulamalar kullanır. Tamam