Hayatta Kalma İçgüdüsünün Gücü

“Oldukça istikrarlı bir toplumun üstünlüğüne meydan okumak istesen ve bunun için gerekli silahlara sahip olsan, ne yapardın? Muhtemelen sana da pahalıya patlayacak ve kesinlikle çok yıkıcı olacak bir yöntem seçerek, o toplumun şartlarına uygun bir şekilde mi meydan okurdun? Yoksa eğer zaman da çok önemli değilse, daha incelikli bir taktik mi tercih ederdin? Yani mesela, bir şekilde topluma bir beşinci kol sokup içeriden saldırmaya çalışmaz mıydın?”

Triiffidlerin Günü ve Krizalitler’in yazarı John Wyndham’ın Midwich’in Guguk Kuşları geçtiğimiz aylarda Deli Dolu Kitap tarafından yayımlandı. Aslında Midwich’in Guguk Kuşları daha önce iki kere beyazperdeye uyarlanan kült bir eser. Oldukça ilginç bir kurgusu var. Romanı okuduktan sonra eminim filmleri de seyretmek isteyeceksiniz.

Midwich küçük, olaysız, göze çarpmayan, kendine has tarihi olmayan, sıradan bir kasabadır. Anlatıcı Richard ve eşi Janet ise bu kasabaya dışarıdan gelmiş, bu sakin kasabada yaşamayı tercih etmiş bir çifttir. Kasabadan Richard’ın doğum günü kutlaması sebebiyle bir geceliğine ayrılırlar fakat geri dönmek istediklerinde kasabaya giriş yapamazlar. Kasabanın girişinde, onları geri çeviren askerler bu sakin kasabaya yakışmayacak şekilde şaşırtıcıdır ancak çift kasabaya girmenin bir yolunu bulur. İşte o anda yaşadıkları, garip ve ani bir şekilde yere düşüş olur ve onları derin, garip bir uyku hali yakalar. Tüm köy halkını etkileyen uyku, kasabanın etrafını çevreleyen görünmez bir sınır çizmiştir. Bunu ilk adımı atan Janet ve sonra Richard bizzat keşfederler. Bu olay  Midwich gibi sakin bir kasabanın kaderini değiştirir.

Yöneticiler sessizce bu gizemli olayı çözmek için ilginç girişimlerde bulunurlar. Basın ve halk bu olayı öğrenmemelidir. Sınırın etrafını ve uçakların etrafını kuşlarla belirlemeye çalışırken, kasabanın içinde bir cisim fark ederler ve bir süre bu cisim geldiği gibi ortadan kaybolur. Kasaba kendine geldiğinde görünen hiçbir fark yoktur. Ancak bir süre sonra kasabadaki tüm kadınların hamile olduklarını keşfedeler, genç kızlar, evliler ve hatta bazı yaşlılar bile. Tüm kadınların aynı anda hamile olması olasılık dışı olduğu gibi, bazılarının hamile olması fiziken de mümkün değildir. Ancak artık Midwich’in böyle büyük bir sorunu vardır. Bu küçük kasabanın gündemi tamamen değişmiştir.

John Wyndham 1946 yılında adını “mantıklı fantezi” koyduğu farklı bir biçimi denemeye karar verdiğinde bu derece etkileyici romanlara imza atacağını biliyor muydu bilmem ama Midwich’in Guguk Kuşları beni derinden etkileyen bir roman oldu. Baktığınız zaman yalın bir anlatımı var romanın, ancak yazar kurguya felsefi boyut kazandırmış ve kurgunun içinde toplumu, anneliği, insanların anneliğe bakış açısı gibi konuların yanısıra, ahlak, etik, yaşama hakkı, insan doğası, doğanın işleyişi ve hatta hayatta kalma içgüdüsü gibi konuları ele almış.

Çocukların dünyaya gelmesi, annelerinden ve babalarından belirgin farkları, tüm çocukların birbirine benzemesi gibi durumlar kasaba halkı için gerçekten şaşırtıcıdır. Çocuklar büyüdükçe sorunlar da büyür ve çocukların farklı özellikleri keşfedildikçe onlar hakkında, kim oldukları, ne yapacakları hakkında sorular da artar.

Roman aslında sadece bu çocukların ilginçlikleri üzerine kurgulanmış bir roman değil, Zellaby gibi ilginç karakterler ve özellikle Zellaby’nin düşünce yapısı, sosyolojik ve felsefik açıdan olayları değerlendiriş şekli romanı, mantıklı mantezi boyutundan çok daha üst bir noktaya taşıyor. Hayatta kalma içgüdüsü insanları nelere itebilir ve dünya dışı varlıkların da aynı güdüyle yapabileceklerini düşünmek aslında zihin açıcı bir eylem oldu. Yine romanda anneliğin zaten yeterince zor bir eylemken, üstüne bir de konak annelik gibi bir kavramla yapılması, insanoğlunun böyle bir durumda verebileceği çeşitli tepkiler de incelenmiş.

“ ‘Bir erkek’ için hiç sorun değil tabii. Bu tür bir şey yaşamak zorunda değil ve asla olmayacağını biliyor. O nasıl anlayabilir? Bir aziz kadar iyi niyetli olabilir ama yine de her zaman konunun dışında kalır. Normal haliyle bile nasıl olduğunu asla bilemez. Bu yüzden buna dair en ufak bir fikri olabilir mi? Geceleri, kullanıldığı bilgisiyle küçük düşmüş hissederek uyuyamamayı bilir mi? İnsan bile değilmişçesine; bir tür mekanizma, bir tür kuluçka makinesiymişçesine hissetmeti düşünebilir mi? Geceler boyunca, anbean, ne doğurmak zorunda kalacağını merak etmeyi anlayabilir mi? Elbette anlayamaz. Nasıl bir his olduğunu anlayamaz. Nasıl anlayabilir ki? Aşağılayıcı, tahammül edilemez!”

Roman birinci tekil şahıs anlatımıyla başlasa da, aslında anlatıcı faktörü özellikle romanın ortalarında tamamen kayboluyor. Richard ve Janet bir süre sonra Midwich’ten ayrılıyor ama Midwich’te yaşananlardan yine de haberleri oluyor.

Çok çetrefilli bir kurgusu olmayan bu romanın insanı durup düşünmeye bu derece itiyor olmasını çok sevdim. Midwich’in Guguk Kuşları’nı özellikle gençlerin okumasını çok isterim. Yazar gerilimi roman boyunca kademeli olarak tırmandırıp sonunda okuru sarsarak bitirmeyi başarmış. İşler her zaman okurun istediği şekilde son bulmayabilir, ya da okurun istediği sona ulaşmak için kurbanlar gerekebilir.

Bir yorumunuz var mı?

%d blogcu bunu beğendi: