Bazı yazarlar için kelimenin düşünüldüğünden daha farklı anlamları ve katmanları vardır. Kelimeler, bu yazarlar için bir inşa malzemesidir. Kastettiğim bir romanın ya da öykünün yazılması değil. Kelimenin, cümlenin bizzat kendisidir. Kelimelerin ruhta vücut bulmasıdır. Evet, yazarlar kelimelerle ve cümlelerle kitaplarını inşa ederler ama bazıları ise kitaplarını yaşar, inşa ederken.

 Yazar: Sedat Palut

 Yazı yazmanın bir büyüsü var. İnsan o büyüye kendini kaptırdığında bambaşka dünyaların kapılarını aralıyor. Hiç girmediğiniz bir âlemin, hiç görmediğiniz sokakların kaldırımlarını arşınlıyor, yepyeni insanlar ile karşılaşmanın heyecanını taşıyorsunuz. Bu hem okuyanı ve yazanı ruhi olarak besleyen hem de insan hayatını renklendiren bir durum.

Sanırım son 10-15 yıldır yazıya dair çok sayıda atölye açıldı ülkemizde. Açılmaya da devam ediyor. Burada yazar adaylarına nasıl yazacaklarına ve kurguyu nasıl şekillendireceklerine dair birçok teknik bilgi veriliyor. Bu ayrı bir tartışma konusu olmakla beraber şunu söylemeden edemeyeceğim. Teknik bilgiler yazar adayları için, evet, oldukça önemlidir. Peki, yazının ve cümlelerin ruhuna inebilmek için bu yeterli midir? Bu noktada verilen teknik bilgilerin yazarla metin arasına bir mesafe koyduğu kanısındayım. Bu mesafe çoğu zaman okur tarafından hissedilir. Okuru, metinden uzaklaştırır. Bu nedenle metinle yazar arasındaki mesafe kurgudan ziyade cümlelerle kısalmalıdır.

Bomboş bir sayfada bir metin inşa ederken yazar gerçekten ne kadar oradadır?

Bence yazar kelimeleriyle ve cümleleriyle hemhâl olmalı ve yazdığı metinle okura bunu sağlamalıdır.

Bazı yazarlar için kelimenin düşünüldüğünden daha farklı anlamları ve katmanları vardır. Kelimeler, bu yazarlar için bir inşa malzemesidir. Kastettiğim bir romanın ya da öykünün yazılması değil. Kelimenin, cümlenin bizzat kendisidir. Kelimelerin ruhta vücut bulmasıdır. Evet, yazarlar kelimelerle ve cümlelerle kitaplarını inşa ederler ama bazıları ise kitaplarını yaşar, inşa ederken.

Romanlarındaki kelimeler ve cümlelerle hemhâl olur. Bu tür yazarların edebiyat eserlerini okurken, satır aralarında onun varlığını da hissederiz. Cümlelerin büyüsü, yazarından kalbinden okurun kalbine bir köprü vasıtasıyla uzanır.

Leyla İpekçi bu yazarlardan birisi.

Yazmış olduğu Ateş ve Bahçe, Başkası Olduğun Yer, Maya, Dem Yüzü romanları okuru zorlayan ve metnin bizzat kendisi olmaya davet eden romanlardır.

Leyla İpekçi’nin yakın zamanda bir kitabı daha yayımlandı: Leyla’nın Defteri. Denemeler, Edebiyat Günlükleri, Söyleşiler alt başlığını taşıyan kitap H Yayınları arasından çıktı. Kitap, Leyla İpekçi’nin yazın dünyasını, yazarken nelere dikkat ettiğini, nelerden beslendiğini, geçmişini… Merak eden okurlar için oldukça önemli bir kitap.

 

Kitap beş bölümden oluşuyor: Benim Kahramanlarım, Ecele Bakmak, Edebiyat Günlüklerinden, Yeni Roman İçin Taslaklar ve Söyleşiler.

Bu yazıda Leyla İpekçi’nin kitabında tartıştığı ve bu topraklarda nefes alan dilin nasıl tekrar gündeme geleceğine dair vurgusunu paylaşmak istiyorum.

Yazar kitabın ilk bölümde farklı yazarların kendi dünyasında bıraktığı izleri paylaşırken, bu bölümde benim dikkatimi çeken yazar Ingeborg Bachman oldu. İpekçi, “Kelimelerinin gölgesinden taşanlar bazen duaya, yakarışa, bazen acıya, kedere, hüsrana yaklaşır. Eksiltilen kıyımların, imhanın tahakkümün karasularından çoğaltan hayallere, rüyalara açılır bazen de. İlerleyen bir kurgudan bahsedemem; bir devam ediştir eserlerinde bulduğum,” diyerek kendi dünyasına selam gönderiyor. İpekçi’nin romanları- ilk romanlarını bu kategoriye koyamam- belirgin bir kurgudan yoksundur. Romanları bir düşünceden yola çıkılarak yazılmış gibidir. Romanın dili, bu düşüncenin ileri taşınmasına yardımcı olur. Değişen karakterler Dostoyevski vari hayat bulur, nefes alır romanlarında. Ayrıca yine İpekçi’nin ifade ettiği gibi, insanın en mahrem yeri olan kalbi, romanlarındaki kahramanlarda en gerçekçi haliyle görmek mümkündür. Kalp, düşüncelerin okura aktığı membadır. Roman ilerledikçe, okur olarak siz de kendinizi o kahramanın yanında değil de içinde yer alırsınız. Onunla beraber düşünürsünüz.

Günümüzde, edebiyatın bu kalbi işlevinin görevini yeterince getirmediğini düşünüyorum. Bu eksende İpekçi şu soruyu soruyor, haklı olarak: “Bugünün Yunusları, Mısrileri nasıl yetişir, şimdi nerededirler?”

Bu soruyu yazarların beslendiği kaynak olarak değil de okurun beslendiği kaynak olarak da önemsiyorum. Geçmişle bağı kopan dilin kaynağını yeniden o yöne çekebilmek ve zenginliğin farkına varabilecek çaba içinde olmalıdır edebiyatçılar ve okurlar. Bu, geçmişle günümüz arasındaki bağın ve edebiyatımızın yeniden güçlenmesine fırsat verecektir, diye düşünüyorum. Çünkü sadece Batı kültürüyle oluşmuş bir edebi zevk ve disiplin anlayışı, Türk okurunu eksik bırakcaktır.

“Batılı bir buluş olan roman, insanı insanda arar. O yüzden kaçınılmaz olarak kendisininkine benzetir insan tahayyülünü. Doğulu bu anlamda Batılı gibi düşünmese bile bir Batılı gibi yazmaktan hiçbir zaman kurtulamayacaktır. İnsanı Rabbinde arayan, bu anlamda yatay değil, dikey bir bakışa sahip olan Doğulu için bu tahayyülün dili daha çok şiirde veya masalda kendi sesini işitilebiliyordu kuşkusuz.” İpekçi bu sözleriyle edebiyatımızda geçmişle bağı güçlendirecek bir yol haritası da çıkarmış olmaktadır.

Bu noktada, İpekçi’nin kitapta Tanpınar ve Orhan Pamuk okumalarına dair notlarında şu cümlelere rastlıyoruz. “Maziyle bağımız keskin darbelerle kesilmemiş, koparılmamış olsaydı, ‘kayıp estetiği’ geliştirmek gibi bir kaygısı olur muydu başta Tanpınar olmak üzere diğer edebiyatçılarımızın?”

Leyla’nın Defteri kitabı sadece Leyla İpekçi’ye ait bir kitap değil. Bu topraklarda yoğrulmuş, ilk zamanlarda yüzü Batı’ya dönükken sonradan Doğu’dan nefes alan bir kalbin hakkaniyet arayışını simgeleyen bir kitaptır. Bu nedenle her iki yöne doğru bakıp, okumak ve yeniden düşünmek üzerine önemli bir fırsat sunuyor Leyla İpekçi.

 

 

 

 

       

 

2019-05-10T01:50:49+03:00Mayıs 10th, 2019|Bilmek Vaktidir, Satranç Dersleri|
Bülten Üyeliği
Yayınlardan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.
Gizlilik haklarınıza saygı duyuyoruz.
Bu İnternet Sitesi çerezler ve üçüncü parti uygulamalar kullanır. Tamam