Neyi seçeceğiz? Eski fotoğrafları anlamlı, insanları tanış kılan ninenin aklını mı, balık tutmayı, araba kullanmayı, potansiyelini görünür kılmayı öğreten dede desteğini mi,  geçimsizlik illüzyonunu aşan sevgi ve bağlılık çağlayanını mı, doğanın bağrında öğrenilen akorları, söylenen gâh edepli gâh muzır şarkıları mı, tüm doluluğuyla yaşama deneyimini mi, yoksa telafisi her zaman olan, hep aynı geyiklerin döndüğü tatili mi? Terazinin bir kefesini bunca boş gösteren sen misin iç ses? Kefe sensin kes sesini!

 

Yazar: Adnan Saracoğlu

 

Neyi isteyip neyi istemediğimize karar vermek kolay olabilir ama gerçekte neyi isteyip neyi istemediğimizi bilebilir miyiz? Neye göre seçim yapıyoruz, niye seçiyoruz? Ne olursa olsun o bluzu almam lazım! Alma! Abi o takıma seçilemezsem öleyim daha iyi! Ölme! Dedemin yanında kalacağıma piranaların yanında yüzerim daha iyi. Yüzme, dedenin yanında kal. Böylesi sinir bozucu muhalif bir iç ses eşlik etse her zaman ne güzel olurdu. Eşlik sensin!

 

Durağan denilebilecek yaşamın içinde nefes tüketen çocuklar için akranlarla geçirilecek bir tatil elbette fil kadar sağır olan dede ve ninenin her anlamda külüstür ve meşakkatli yaşamlarını paylaşmaktan iyidir. Aksi düşünülemez bile. Günlük elli dolar kazanç? Tam duyamadım! Yüz dolar? Şimdi dilimi konuşmaya başladınız işte!

Radyolog baba ve kitapçı annenin masrafları kısma politikalarının üstüne kızları Melissa çocuk bakıcılığı yaparken nefessiz kalan çocuğa müdahale etmeye koşarken, kazara şişme oyun parkını ayakkabasının topuğuyla delip geçince Queenstown tatili iptal edilir. Anne baba yaz boyunca çalışacak, çocuklar da hippi eskisi dede ve ninenin yanında kalacaktır. Elektriğin olmadığı bir evde, uzunca süre bakımın, temizliğin yapılmadığı bir yazlıkta, hiç yapmadıkları işleri rutine bağlamak pahasına… Liste uzayıp gidiyor, artı hanede ise her birine verilecek günlük yüz dolar var.

 

Mesafeler belirler seçimlerimizi, hatıralarımız, paylaştıklarımız, mahrum kaldıklarımız, en büyük sevinçlerimizin yanında, unutulması güç acılarımız… Melissa ve William için iki ihtiyar, fiziki donanımlarından başkaca şey değiller başlarda. Dolayısıyla  birbirini duymayan, bağırıp duran, abuk sabuk konuşan, zor yürüyen, az gören insanların pek de cazip yanları yok. Kitapta dile gelen teori yüz pratik sıfır mottosu iki çocuk için de geçerli. Daha duygusal gözüken abla Melissa ve oldukça pragmatik ve rasyonel William hem ihtiyarlar hakkında hem de birbirleri hakkında atıp tutuyorlar. Müşahedat’ı, Sessiz Ev’i ve bizdeki iyi Çocuk Edebiyatı örneklerinden Umut Sokağı Çocukları’nı hatırlatırcasına bir William’ın bir Melissa’nın ağzından okuyoruz gelişmeleri.

Günler geçiyor ve teori ile pratik arasındaki makas kapanıyor Melissa çörek yapıyor, ekmek pişiriyor, William ağaç kesiyor araba kullanıyor, bacayı temizliyor su deposunu ve tıkanan boruyla ilgili sorunu çözüyor. Melissa ninenin fare çişli-kakalı unu eleyip kullandığını öğrenip iğreniyor. Elektriğin olmaması, cep telefonu trafiği altı şeritli yoldan oluştuğundan epeyce sıkıyor canını. Her ikisi de toplam bin doların eğitim için hesaba yatırıldığını öğrenince bozuluyor başta, sonra sineye çekmeye başlayıp bitiriyorlar.

Bölümler kısa kısa ve gelişmelerin temposunu yüksekte tutuyor. Çocukların kısa ve çarpıcı gözlemleri olayların hem iyi hem kötü yanlarını dengeli yansıtıyor. Hayalkırıklıkları melankoliye varamadan savuşturuluyor, hevesleri zirve yapmışken beklenmedik bir terslikle dibe çakılıyor. Denizdeki gelgit duygular ve karakterleri kuşatan bir imge. Bir öyle bir böyle. Konuşmalarda çocuk kitabından umulan doğruculuk neredeyse yok. Habire sataşmalar bolca iğneleme, hakaret gırla gidiyor. Okurun çocuk olduğunu hesaba kattığımızda diyalogların bu yanının okuma eyleminin orasına burasına enfes çeşniler kattığını söyleyebiliriz. Ham kabalıktan değil, ince ve usta işi zekice saldırılardan söz ediyoruz.

Kitabın hemen  başında nadasa bırakılıp son sayfalara kadar yüzüne bakılmayan anne-babayı, çocukların hayatındaki değişmez ve akmaz kokmaz temel olarak düşünebiliriz. Asıl değişim hayatlarının her kuytusuna tuhaflıklar iliştiren ihtiyarlardan neşet ediyor. Doğayla iç içe çocukluklarını, savaş karşıtı çiçek çocuk yaftalı gençliklerini, sevgilerinin ve tutkularının ortasına bir yığın saldırganlığı serpiştirdikleri ihtiyarlıklarını düşündüğümüzde bizim külüstürlerin zamane gıcırlarına nazaran çok daha hayat dolu olduğunu söyleyebilirim. Aksilikleri, çocuklara alan açmalarına engel değil, Melissa’nın cep telefonu ihtiyacını nine düşünüyor, William’a araba kullanma güvenini dede aşılıyor. Çocukların ezberlerini de onlar bozuyor. Kendilerini saldırgan ve geçimsiz gören torunlarına, görüp duydukları şeyleri insanın ancak en yakınlarına yapacağını belletiyorlar.

Güzel şeylerin sonuna gri tonda bir kriz  kondurmayı ihmal etmiyor Yeni Zelanda’nın verimli ve yetenekli yazarı Joy Cowley. Kaza geçiren dedenin yanından telaşla koşturup belli belirsiz felaketi anlatan William, sevgisini mazot fıçısıyla ifade etmeyi tercih eden ninenin tatlı telaşıyla resmi kriz şoförlüğüne tayin edilir. On bir yaşındaki William’a emanet iki seksenlik!

            Melissa’nın cep telefonu, bugünlerde ayrımını iyiden iyiye yitirdiğimiz teknolojinin bilinçli  kullanımına örnek olacak şekilde 112 ile irtibata geçmelerini sağlar. Tatil boyu dedikodulara kapalı telefon adeta hayat kurtarır.

Başa dönelim mi? Neyi seçeceğiz? Eski fotoğrafları anlamlı, insanları tanış kılan ninenin aklını mı, balık tutmayı, araba kullanmayı, potansiyelini görünür kılmayı öğreten dede desteğini mi,  geçimsizlik illüzyonunu aşan sevgi ve bağlılık çağlayanını mı, doğanın bağrında öğrenilen akorları, söylenen gâh edepli gâh muzır şarkıları mı, tüm doluluğuyla yaşama deneyimini mi, yoksa telafisi her zaman olan, hep aynı geyiklerin döndüğü tatili mi? Terazinin bir kefesini bunca boş gösteren sen misin iç ses? Kefe sensin kes sesini!

 

2019-08-14T21:53:46+03:00Ağustos 15th, 2019|Bilmek Vaktidir, Çocuk Edebiyatı, Satranç Dersleri|
Bülten Üyeliği
Yayınlardan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.
Gizlilik haklarınıza saygı duyuyoruz.
Bu İnternet Sitesi çerezler ve üçüncü parti uygulamalar kullanır. Tamam