Dikkat Çekenler

  • Kırmızı Başlıklı Kız ve Uçurum
    Bana bir masal anlat sevgilim, benden önce kimse duymamış ve senden önce kimse dinlememiş olsun. Bana öyle bir masal anlat ki, içinde binlerce yıl evvelinden miras kalan bir söz bulunsun, ta ki o söz bugün de anlamı olan bir şiir olsun. Öyleyse bildiğin bütün lehçeleri unut öyle dinle ...
    Fatmanur Peçe 23 Mart 2020
  • Cennetkent Cennetkent
    Bay X yaşadığı kentten sıkılmıştı. Kentin komşu olduğu diğer kentlerin bağlı olduğu ülkenin ve ona benzeyen diğer ülkelerin çoğunluğu oluşturduğu dünyanın şimdiki zamanında, sıkılma hakkı olan bir insandı. Sıkılmak bir hak olarak tanımlandığında diğer tanımlamaların da yazılı olduğu yasaların altında yaşamak artık Bay X’e cazip gelmemişti. Onun ki can sıkıntısı bile değildi zira böyle diyerek ...
    Ziya Kibar 7 Şubat 2020
  • Bataklıktaki Ev
    Önceleri, aşkla ilgili hiçbir derdim yoktu. İlgimi çeken tek şey, uzaylılardı. Onlardan söz eden her tür kitabı, dergiyi ve gazeteyi satın alıp biriktiriyordum. Defterlerimin üzerine uzaylı resimleri çiziyordum. Herkes benimle dalga geçiyordu, ama onları umursamıyordum. Çünkü günün birinde, uzaylıların yeryüzüne ineceklerini adım gibi biliyordum. O zaman, herkes korkudan zangır zangır titrerken, onlardan korkmayan tek kişi ...
    Üzeyir Gündüz 8 Nisan 2019
  • Dolaptaki Minik Kız Kardeş
    Babam, otomobili evin önünde durdurdu. Yağmur, ön camı sel suyuna boğmuş olmasına rağmen, evi rahatlıkla görebiliyordum. Eski bir evdi. Ama önemi yok. Oldukça büyük gözüküyordu. Önemli olan buydu. Çünkü eski evimizi yeterince geniş değildi. Bu ev, bir bebek için daha elverişliydi. Bir bebeğimiz olacaktı. Dahası annemle babamın yeni bir bebekleri dünyaya gelecekti. Yani, benim minik ...
    Üzeyir Gündüz 13 Haziran 2019
  • Tepe'yi Yorumlama Denemesi (*)
    Konuyla ilgili olarak çok değişik yorumlar yapılmıştı. Gene de yapılıyordu. Ama belgelerden anlaşıldığına göre gelmiş geçmiş bütün yorumcular yalnız bir noktada birbirini onaylıyorlar ve o noktaya tartışılmaz bir doğru gözüyle bakıyorlar. O da dümdüz bir tepsiyi andıran bu gizemli koyakta, uydurmada olsa bir tepenin var olduğu gerçeğiydi.   ‘Ben suluboyayla aklaştırdım bu evin duvarlarını baylar!’ dedi adam ...
    İlhami Çiçek 13 Haziran 2019

Kırmızı Başlıklı Kız ve Uçurum

Bana bir masal anlat sevgilim, benden önce kimse duymamış ve senden önce kimse dinlememiş olsun. Bana öyle bir masal anlat ki, içinde binlerce yıl evvelinden miras kalan bir söz bulunsun, ta ki o söz bugün de anlamı olan bir şiir olsun. Öyleyse bildiğin bütün lehçeleri unut öyle dinle. Sana öyle bir masal anlatacağım ki, onu sadece sonuna kadar dinleyenler anlayabilir. O masal ki, sonuna varmadan bilmecenin düğümü çözülmez.   Bu kadim bir masal… Kandil ateşlerinin gecenin gözünde parladığı, değirmenlerde hayaletlerin top oynadığı, elim bir masal… Bu sadece bir masal… Devlerin diyarlara sığmadığı, bir varın bir de yoğun miş-li rivayetlerle henüz [...]

By |Mart 23rd, 2020|

Cennetkent

Bay X yaşadığı kentten sıkılmıştı. Kentin komşu olduğu diğer kentlerin bağlı olduğu ülkenin ve ona benzeyen diğer ülkelerin çoğunluğu oluşturduğu dünyanın şimdiki zamanında, sıkılma hakkı olan bir insandı. Sıkılmak bir hak olarak tanımlandığında diğer tanımlamaların da yazılı olduğu yasaların altında yaşamak artık Bay X’e cazip gelmemişti. Onun ki can sıkıntısı bile değildi zira böyle diyerek başka bir yasanın hükmünden kendini kurtarmak istemişti. Doğduğu andan itibaren koşullandırılmış olduğunun farkındaydı artık. Önce eğitim alacaksın denmişti ve eğitimin bir sistemi vardı. Sisteme ilk kez o kapıdan girmişti. Bahçe kapısından girildiğinde kendisi gibi sistemle tanıştırılmış diğer çocuklara birlikte sıraya girdi. Görevli öğretmen gelip sıraları [...]

By |Şubat 7th, 2020|

Tepe’yi Yorumlama Denemesi (*)

Konuyla ilgili olarak çok değişik yorumlar yapılmıştı. Gene de yapılıyordu. Ama belgelerden anlaşıldığına göre gelmiş geçmiş bütün yorumcular yalnız bir noktada birbirini onaylıyorlar ve o noktaya tartışılmaz bir doğru gözüyle bakıyorlar. O da dümdüz bir tepsiyi andıran bu gizemli koyakta, uydurmada olsa bir tepenin var olduğu gerçeğiydi.   ‘Ben suluboyayla aklaştırdım bu evin duvarlarını baylar!’ dedi adam. ‘Bayanlar bu ev benim evim, yeşil kurbağaların ciyak ciyak öttüğü bir gecede atmıştım temelini, içinizden kim yadsıyabilir bu gerçeği?’ Hep birlikte onayladılar onu. ‘Evet bu ev senin’ dediler. ‘Bu ev senin’ diye yineledi Baybaşkan. ‘Andolsun ki bu ev senindir.’ diye yeniden bağırdılar. Sesler [...]

By |Haziran 13th, 2019|

Dolaptaki Minik Kız Kardeş

Babam, otomobili evin önünde durdurdu. Yağmur, ön camı sel suyuna boğmuş olmasına rağmen, evi rahatlıkla görebiliyordum. Eski bir evdi. Ama önemi yok. Oldukça büyük gözüküyordu. Önemli olan buydu. Çünkü eski evimizi yeterince geniş değildi. Bu ev, bir bebek için daha elverişliydi. Bir bebeğimiz olacaktı. Dahası annemle babamın yeni bir bebekleri dünyaya gelecekti. Yani, benim minik bir kız kardeşim olacaktı. Her ne kadar annem, “Kız ya da erkek, bu konuda yüzde elli şansımız var Makro, şimdilik hiçbir şey bilemeyiz.” diyorsa da ben bundan emindim. Evet, annemin karnındaki küçük bir kızdı. Açık yüreklilikle söylemeliyim: Küçük bir erkek kardeş istemiyordum. Hatta bu konuyu [...]

By |Haziran 13th, 2019|

Bataklıktaki Ev

Önceleri, aşkla ilgili hiçbir derdim yoktu. İlgimi çeken tek şey, uzaylılardı. Onlardan söz eden her tür kitabı, dergiyi ve gazeteyi satın alıp biriktiriyordum. Defterlerimin üzerine uzaylı resimleri çiziyordum. Herkes benimle dalga geçiyordu, ama onları umursamıyordum. Çünkü günün birinde, uzaylıların yeryüzüne ineceklerini adım gibi biliyordum. O zaman, herkes korkudan zangır zangır titrerken, onlardan korkmayan tek kişi ben olacaktım. Dolayısıyla, uzaylılar da bana doğru yaklaşacaklardı. Onların gelmesini büyük bir sabırla bekliyordum. Dediğim gibi, o sıralar aşk maşk umurumda değildi. Ama bir gün, ani bir mucize oldu: Okul müdürü, o gün öğleden sonra, peşine taktığı bir kızla bizim sınıfa girdi. Kız, yeni bir [...]

By |Nisan 8th, 2019|

Kıyıdaki Mavi Gölcük

Noel kutlaması sona erdi. Takvimler, biraz sonra 26 Aralığı gösterecek. Yatağımdayım. Işıklar sönük, ama beni uyku tutmuyor. Rüya gibi bir gün geçirdim. Noel armağanımı yastığımın altına koymuştum. “Bu gecelik armağanınla birlikte uyuyabilirsin.” dedi Cici Annem. Ama yarın onu bana vereceksin; senin adına saklayacağım. Biliyorsun, bazen daha kıymetli eşyalarımız bile kaybolabiliyor.” Evet, bunu biliyordum. Ama bu bir Noel armağanıydı. Onun kaybolabilme olasılığı beni şaşırtıyordu. İyi hatırlıyorum. O sabah erkenden, Eloiz’le birlikte armağanlara bakmaya gitmiştik. Beni yatağımdan Eloiz kaldırmıştı: “Tavuma!.. Tavuma!.. Haydi gel, Noel Baba’nın getirdiği armağanları görelim. Çabuk!.. Çabuk!...” Eloize henüz altı yaşında olduğu için, Noel Baba palavrasına inanıyordu. Büyük salonun [...]

By |Mart 7th, 2019|

Gölgenin Ölümü

 (Bir Çağdaş Afrika Masalı) Bir adamla gölgesi aynı gün, aynı saatte, aynı anneden dünyaya geldiler. Buna kimse şaşırmadı. Çünkü ebeler, o güne dek çok şeyler görmüşlerdi: Çift başlı bebeklerden tutun da sakalı çıkmış başsız ihtiyarlara varıncaya dek birçok şey… Adamla gölgesi, ucu bucağı görünmeyen engin bir çölde, ikiz kardeşler gibi birlikte büyüdüler. Güneşin, her sabah, harikulade bir göl manzarası üzerine doğduğu, akşam olunca da gökyüzünün derinliklerinde asılı duran elmas parıltılı yıldızları göstermek için ışıklarını söndürdüğü ıssız bir çöldü burası… Bizim ayrılmaz ikili (yani, adamla gölgesi), burada çok mutluydular. Adam, gölgesine öyküler anlatmayı çok seviyordu. Her türden, her yöreden öykülerdi bunlar… [...]

By |Mart 7th, 2019|

Balkon Konuşması

Ben bu öykü işine nereden bulaştım hiç hatırlamıyorum. İçine doğmuş olma ihtimalim, sonradan olmuş olma ihtimalimden daha az değil. Yazdıkça bunları birbirinden ayırt edebilme kabiliyetimi de kaybediyorum galiba. Ben mi onu yazıyorum, o mu beni baştan icat ediyor biraz karışık. Şu hiç araba girmeyen çıkmaz sokak; mahallemizin en az egzoz dumanı olan, ancak bir o kadar da insan gürültüsüyle dolu olan yeri olmasa ve bu insanlar sürekli bana laf çarptırmasalar çok daha huzurlu bir hayatım olabilirdi. Hatta çok daha verimli bir yazar olabilirdim. Bu sokağın ahalisinin bitmek tükenmek bilmeyen balkon konuşmaları nedeniyle her gün bir kavgaya karışma olasılığım artıyor. Bakınız, [...]

By |Mart 6th, 2019|

Pastırma

Hava saldırısı sireni bizi otoyolda yakaladı, Tel Aviv’in birkaç kilometre kuzeyinde yaşayan Yonatan dedeye gidiyorduk. Karım Shira arabayı kenara çekti, dışarı çıktık. Badminton raketlerini ve tüylü topu arka koltukta bırakarak. Lev elimi tuttu ve “Baba, biraz gerginim.” dedi. Lev, yedi yaşında ve yedi yaşındayken korku hakkında konuşmak cool değildir, onun yerine “gerginim” dersiniz. İç Cephe Komutanlığı’nın direktiflerine uyduk, Shira yolun kenarına uzandı. Lev’e, onun da yatması gerektiğini söyledim. Ama o ayakta dikilmeye devam etti, güzelim küçücük eli benimkine yapışmıştı. “Yere yatın” dedi Shira, gürüldeyen siren sesini bastırmaya çalışarak. “Pastırmalı sandviç oyunu oynamak istemez misin?” diye sordum Lev’e. Elimi bırakmadan “O ne ki?” [...]

By |Mart 6th, 2019|

Mantar: İyi Karakterlerin Başına Kötü Şeyler Geldiğinde Kimi Suçlamalı?

  Sıska adam kafenin zemine düştü. Midesi havsalasının almayacağı kadar ağrıyordu. Bir dizi istemsiz spazm vücudunu titretti. “Ölürken böyle oluyordur herhalde” diye düşündü. “Ama şimdi olmamalı. Çok gencim ve böyle şort ve sandaletler içinde, bir zamanlar popüler olan ama şimdi pek de iş yapmayan bir kafenin zemininde ölmek çok utanç verici!” Adam yardım istemek için ağzını açtı ama çığlık atmasına yetecek kadar hava dolmadı ciğerlerine. Ancak, bu hikaye onunla ilgili değil. Sıska adamın yanına giden garson kızın adı Galia idi. Hiçbir zaman garson olmak istemedi. Her zaman öğretmen olmayı hayal etti. Ama öğretmenlikte para yoktu; garsonlukta vardı. Çok para değil [...]

By |Mart 6th, 2019|