Pavese’de Yaratmak, Şiir ve Aşk: Katık Edilen Acı İle

Kendimizden başlıyoruz elbette. Kendimizi ikna etmeye çalışıyoruz. İlk okuruyuz kendimizin belki ama son olmayalım istiyoruz. Yazarken kendi kendimize konuştuklarımızın nihai sahibi ise Pavese’nin sözünü ettiği o kalabalık. Yazmayı bir zevk olarak anıyor burada, o cümlede. Yazmak her zaman zevk mi? Benim için öyle mi? Şu anda bu satırların okuru olarak size soruyorum: Sizin için öyle mi? Ya Pavese için?

Yazmak güzel bir şey; çünkü kendi kendine konuşmak ve bir kalabalığa konuşmak gibi iki zevki birleştiriyor. (326) diyor Pavese. Yazarken aslında kime sesleniriz: Anlatamadıklarımızı, hapsettiklerimizi, içimize zehirler zerk ederek dışarı çıkmaya çalışan o cümleleri aslında kime sarf ederiz? Kendimize mi? Okunma amacı gütmeden mi? En çok sustuğumuz anlarda bile bağırmıyor muyuz aslında? Beni duy! Beni duy!

Kendimize mi yazıyoruz hakikaten?

Kendimizden başlıyoruz elbette. Kendimizi ikna etmeye çalışıyoruz. İlk okuruyuz kendimizin belki ama son olmayalım istiyoruz. Yazarken kendi kendimize konuştuklarımızın nihai sahibi ise Pavese’nin sözünü ettiği o kalabalık. Yazmayı bir zevk olarak anıyor burada, o cümlede. Yazmak her zaman zevk mi? Benim için öyle mi? Şu anda bu satırların okuru olarak size soruyorum: Sizin için öyle mi? Ya Pavese için?

Günlüklerinde yazmayı, yaratmakla bir tutar Pavese. Her yaratılan yaratıcısından ayrılırken onun bir parçasıyla birlikte ayrılır muhakkak. Yazdığımız metinlere kendimizden bir parça ekleriz. Bir duygu, bir an, bir heves, bir gülümseme, bir parça hiddet ya da nefret.  Hiçbiri değilse bile; zaman! Yaratım surecinde sizin olan o zamanı o metne vermişsinizdir. Yeri doldurulmayacak bir parça. Yaratılana yaratandan eklenen o zaman parçası, en azından, başkalarıyla iletişime geçecektir.

(Kelimelerin üzerinde bir baskı. Bas. Kelimelerin üzerine.)

Pavese, günlüklerinde kendi yaşama ve yaratma uğraşı ile ilgili onlarca not alır. Onun için yaratmak hayatın amacıdır. Başka amaçlar bulmaya çalışsa da sonunda bunu kabullenir ve şöyle yazar günlüğüne: “Gene anlaşılıyor ki senin hayatının yaratmaktan başka bir amacı olamaz.” (278)

Hayatını yaratmayla temellendiren kişi için yazı nihai bir yoldur. Yolun özelliklerine ve kişiye haz mı, acı mı verdiğine bağlı olarak kişinin yürüyüş şekli de değişecektir. Topallayacak ya da sel olup akacaktır. Bu noktada kendisine kulak verirsek Pavese’nin yolunu anlamak daha kolay olacaktır.

“İnsana can veren kanın akıp gittiği, kapanmaz bir yaradır şiir yazmak” (33)

İnsana can veren kanın akıp gittiği kapanmaz bir yara.

İnsana can veren kanın akıp gittiği kapanmaz bir yara.

Aynı cümleyi üst üste kaç kere yazabilirim bilmiyorum. Her defasında, klavyeye her dokunuşumda yaralanıyor muyum?  Şiir yazmıyorum. Yine de her bir harf benden bir an burada. Şu anı bu yazıya veriyorum. Kendimden bir parça, bir an.

İnsana can veren kanın

İnsana can veren kanın akıp gittiği

İnsana can veren kanın akıp gittiği kapanmaz

İnsana can veren kanın akıp gittiği kapanmaz bir yaradır şiir yazmak.

Hiç unutma ki, diyor Pavese başka bir notta, sevişmek gibi bir şeydir şiir yazmak: duyduğu tadın paylaşılıp paylaşılmadığını hiç bilmez insan. (64)

Az önce can veren kanın akıp gitmesini sağlayan yara, paylaşılıp paylaşılmadığından emin olunmayan bir tada dönüşüyor. Oysa yaraydı. Kapanmazdı. Demek ki yaradan, akan kandan, canın verilmesinden hoşnuttur yazan, YARATAN. Yarası, onun canını alırken can verenidir de. Nefesini keserken yaşama isteği verendir.

İnsana can veren kanını akıtan

İnsana can ver-

Pavese için, bana kalırsa, bir yaşam biçimidir yazmak ve aşka eşittir. Ne yazı ne de aşk mutlak sonuçlar beklenerek yaşanır. Şiir de aşk da yalandır, yalancıdır. Şiir de aşk da en gerçektir ve en dürüsttür. Her ikisinde de görmek istediğini görür yaratan. Hem yaradır hem de merhem, şiir de aşk da.

Şiir de aşk da sevişmek gibidir: duyduğu tadın paylaşılıp paylaşılmadığını hiç bilmez insan.

Pavese, günlüklerinde şiir ve aşk arasında bir ilişki kurmuştur.

 Aramızdaki aşk hikâyesi çarpıcı olaylardan değil, en ince sezgilerle dolu iç yaşantılardan oluşuyor. Şiir de öyle olmalı. Ama dayanılmaz bir acı bu. (40)

 Sanatçı ile aşık arasında da benzerlikler vardır ona göre:

Sanatçı her zaman kendisine karşı içtendir, yaptığının başarısızlığı ona büyük bir acı verir. Büyük aşık için de aynısı geçerlidir. (78)

İki yorumda da ortak payda acıdır.

Çünkü şiir de aşk da acıdır.

Ve son olarak bu ilişkiyi apaçık edecektir Pavese:

 Aşkla şiir arasında gizli bir bağ vardır; çünkü her ikisi de kiminle olursa olsun, konuşmak, anlaşmak, ona içini açmak isteğidir. Yerini başka bir şeyin alamayacağı dizginlenmez bir istektir bu. (207)

 Yazıyla yaralanan ve onunla iyileşen, yolunu şiirle kaybeden ve yine onunla bulan, şiiri aşka, aşkı şiire ulayan ve acıyı her daim bunlara katık eden Cesare Pavese henüz kırk iki yaşındayken bir otel odasında hayatına son verdi. Kimileri bu sonu aşk acılarına bağladı, kimileri yaratma sancısına. Oysa ikisi de acıya eşitti ve dayanılmazdı.

*Tüm alıntılar yazarın 1935- 1950 yılları arasında tuttuğu günlüklerden oluşan Yaşama Uğraşı adlı yapıtından alınmıştır.

Bir yorumunuz var mı?

%d blogcu bunu beğendi: