Yaşanan şeyler sevgiyi nefrete, iyiyi kötüye dönüştürür mü? “Sevgi ve nefret ne menem duygular”, “iyilik ve kötülük nasıl cevherlerdir”; kitabın değme cambazlara parmak ısırtacak kurgusunda peşine düştüğü temel sorular.

 

 Yazar: Adnan Saracoğlu

 

İnsanca hâllerimizi anlatmak için binlerce yıldır hayvanlardan medet umuyoruz. Hint-İran,Yunan, Mezopotamya, Mısır yetmezmiş gibi avcı toplayıcıların eğitici ya da eğlendirici hikâyelerinin çoğunda meydan hayvanlara kalmıştır. Hayvanım sen anlat insan anlarsa ne âla denilmiş gibidir. Kutsal anlatılarda da hayvanların rolü işlevi yadsınamaz. Kimilerinde tanrı mertebesine çıkıp oradan insana buyurduğu da olur hayvanların. Modern edebiyatın, onun en neşeli şubesi olan  çocuk edebiyatının olmazsa olmazıdır hayvanlar. Dolaylı, metaforik, alegorik ya da doğrudan bildiğimiz, birlikte yaşadığımız, okşadığımız, beslediğimiz hayvanlar binbir türüyle göz, gönül kamaştırır. Ne Narnia’nın yüce Aslan’ı, ne de Eric Carle’ın aç tırtılı çıkmıştır aklımızdan. Hem örümcek Charlotte, hem de kırlarda koşturup duran tavşan Peter kalkındırmıştır çocukluğumuzu.

Tutsak bir bekçi köpeğiyle terk edilmiş hamile bir kedinin kaderlerinin kesişmesi başlı başına ilgi çekici bir hikâyedir. Azıcık mahrumiyet, bolca mağduriyet, yer yer mağruriyet katarak güzel bir tarife ulaşmanız işten değildir. Kathi Appelt bu türden kolaycılığa sırtını dönerek, tercih ettiği, kısa çarpıcı bölümlerle özneyi sürekli değiştirerek, bin yıllık zamanda sıçrayarak, gerçeği, mitosta eriterek ormanın ruhuna okuru katarak, kadim olanla güncel olanı aynı bakışa yerleştirerek şimdilik son on yılın, yakın gelecekte muhtemelen son elli yılın en iyi kitaplarından birini yazmış.

 

Zincirlenmiş ve hor görülmüş emekli av köpeği Ranger nefes nefese yanına kendini dar atan kedi Benekli’yi ve sonrasında doğacak iki yavruyu ailesiymişçesine benimser. Başının belası, insan azmanı, av müptelası ev sahibi Zargana Surat’a karşı onu uyarır ve veranda altındaki boşluğun yaşamsal önemini anlamasını sağlar. Benekli aynı bilgiyi kızı Sabine (nehrin adı) ve oğlu Puck’a (yumurcak) aktarır. Avcılık idmanları ve orman gezintileriyle geçen mutlu günler afacan Puck’un Zargana Surat’a yakalanmasıyla kâbusa dönüşür. Can havliyle yavrusunu koruyan Benekli ikinci tutsak olur.

Ormanın derinliklerindeki tehditkâr uyanış ve nehrin dibindeki heybetli kıpırdanış iki ayrı duyguyu, iki ayrı düşman odağını, iki kadim varlığı, iki yaşam mücadelesini imler. Çömleğin içine sıkış(tırıl)mış dev yılan, birçok ismiyle; büyükanne Mokasen, Lamia, vaktiyle insana sevdalanıp terk edilmiş kırgın aşık intikam için, gittikçe koyulaşan zehrini akıtacağı zaman için adeta gün saymaktadır. Bin yıl sonrasında sadece sayılı günler… Yılanın kardeşim dediği Tartine Nehrinin kralı dev timsah ise kendisine denk düşmanı Zargana Surat’ın gelişini, kadimliğine yaraşır av-avcı oyununu oynamayı beklemektedir. Tuzaklar, planlar, beklemeler, mevzilenmeler kitabın geriye sayımı andıran akışında kol gezmektedir.

Bin yıl önce ilk kez sevdiği insan tarafından, ikinci kez, heybetli kanatlarını görüp Şahin Adam’ın peşinden giden, sevdiği adamdan olan kızı tarafından terk edilir. İnsan ve yılan kanına sahip büyükanne yılan, kızının ve insan-yılan-şahin kanına sahip torununun yokluğuna daha fazla dayanamayıp kadim kuralları bozma pahasına kızını yanına çağırır. Çağrıya kapılıp yeniden yılan olan Gece Şarkısı artık insan olamaz. Timsahın uyarısına rağmen bu riski alan büyükanne, yüreği dağlanan Şahin Adam’ın kendisini çömleğin içine hapsetmesine davetiye çıkarmıştır.

Bin yıl sonra, yirmi beş yıl önceki fırtınadaki yıldırımın etkisiyle devrilmiş bin yıllık ağacın altından yüzeye çıkmaya başlayan çömleğin içinden fısıltılar ve tıslamalar yükselir. Bekçi köpek, yavru kediler, orada burada uçuşan sinek kuşu, arada bir gözüken şahin, kafayı, avlayıp insanların gözünde aklanıp kahramana dönüşeceği dev timsaha takan Zargana Surat ve onu sabırla bekleyen hasmı kral timsah. Bir insan ve birçok hayvan, biraz bildiğimiz doğa, biraz da hayret uyandıran doğa üstü. Yüz yirmi dört kısa bölümün hemen hepsinde yüceltilen ağaçlar; sanki varlığın ilmikleri. İnsan ve hayvanların mücadelesinin bilge seyircileri, hakkaniyetli hakimleri…

Yuvasından, kardeşinden, manevi babası bekçi köpekten ve annesinden ayrı düşen Puck’un yuvaya dönme çabası, doğanın çetinliği içinde aktarılıyor. Bir dalın ağırlığını, onun dikkatli hamleleriyle anlayıp neredeyse ona seslenecek, yol gösterecek oluyoruz. Ağaca tırmanıp nehrin öte yanına geçme uğraşını destekliyoruz. Yuvada kalanların Puck ve Benekli’ye özlemleri, tepelerindeki tehdit Zargana Surat yetmezmiş gibi alttan fokurdayan bin yıllık uyanışın ürpertisinin eklenmesiyle duygu çığına dönüşüyor.

 

Yaşanan şeyler sevgiyi nefrete, iyiyi kötüye dönüştürür mü? “Sevgi ve nefret ne menem duygular”, “iyilik ve kötülük nasıl cevherlerdir”; kitabın değme cambazlara parmak ısırtacak kurgusunda peşine düştüğü temel sorular.

Kitaba hareket, derinlik katan birçok mekân ve bin yıllık zaman, dar bir alanda ve kısa bir kaç anda özetlenir. Yılan ve timsah avlanır! Timsah kötüyü yutar, yılan demlenen kötülüğünü. İnsan, hırsının kör ettiği aklınca kediyi, köpeği ava yem etmek isterken kendisini yem diye avcıya hazırladığını bilmez.

Sükunetle devrilen ağaçlar, nefretle kırılan çömlekler ve sevgiyle kırılan zincirlerin; değişip duran kuş, yılan, insan biçimlerinin ötesinde değişmeden kalan tözün, zamanı aşan sevginin ve fedakarlığın hikâyesidir anlatılan. Yaprakları, dalları olduğumuz büyük varlık ormanının hikâyesi.

        

2019-06-13T15:31:43+03:00Haziran 13th, 2019|Bilmek Vaktidir, Çocuk Edebiyatı|
Bülten Üyeliği
Yayınlardan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.
Gizlilik haklarınıza saygı duyuyoruz.
Bu İnternet Sitesi çerezler ve üçüncü parti uygulamalar kullanır. Tamam