Dikkat Çekenler

  • Tevekkül
     Kulağa hoş gelen ve içinde yaşadığı dünyanın önemsizliğini özetleyen tevekkül kavramı, insana zorluklara karşı sabırla sükût etmeği de öğretir. Ancak, tevekkül gösterenin sorunlarının çözümü bilinmez başka zamanlara ertelendiği için büyümeğe devam eder.   Hayat; uzun bir yürüyüştür. Bu yürüyüşte, gücünüz ve aynı zamanda yükünüz, binbir emek ve fedakârlıkla edindiğiniz müktesebatı-birikimi- muhafaza eden başınızdır. Niyetiniz, menzile yani son ...
    Mehmet Latif Çiçek 26 Ağustos 2019
  • Şiirde İmgenin Çocuk Hali- 2
    Hayrettin Orhanoğlu’nun psikanaliz bağlamında kaleme aldığı “Şiiirde İmgenin Çocuk Hali” 2. yazısıyla devam ediyor. Çocuk imgesi şiirimizde en naif, kimi zaman en trajik görünümüyle karşımıza çıkar. Genellikle anne ve baba ile iktidar; annesizlik ile korku ve endişe ve nihayet derin bir yalnızlık imgesi çocuk ve çocukluk etrafında sıralanır. Turgut Uyar, sonlu şeylere sonsuzluk atfeden Melih Cevdet gibi ...
    Hayrettin Orhanoğlu 8 Nisan 2019
  • Satranç Dersleri- 1
    uzun bir nehirdir satranç kıvrak ve uzatarak boynunu nice güneş batışını yerinde görmüş boynunu oysa veba tarihçileri bilmemişlerdir her karenin bir karşı veba girişimi olduğunu göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediği bir oyundur satranç evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış artık dönüş yoktur kuşku bağışlanmasa da tedirginlik doğal sayılabilir ancak yürümenin dışında bütün eylemlerin adı kaçış kaçış kaçıştır çapraz özgürlüklerinde filler acılardan yapılmış bir alanda ne zaman ki esrirler yazsak ...
    İlhami Çiçek 7 Mart 2019
  • Didem Madak Okumak
    Didem Madak’la aynı banka kuyruğunda. Beklemiş olabileceğimizi. Aynı çay bahçesinde nefes alıp vermiş olabileceğimizi. Düşünür. Ama bu ihtimalin gerçek olup olmadığını hiçbir zaman bilemeyeceğimizi düşünür. Bu-ru-lu-ruz. Didem Madak okurken…   Annemiz bizi misafirliğe götürmemiş de. Evimizin boş bir odasında. Saatlerce ağlamışız gibi. Acılı bir boşluk içimizde derinleşir. Didem Madak okuduğumuzda… Evimizin tekir kedisi. Bir kamyon tekerinin altında kalmış ...
    Abdullah Harmancı 11 Temmuz 2019
  • Atların Düşlerini Yormak: Satranç Dersleri
    artık öyle bir ıssızlık düşle ki içinde yeryüzünü kişnesin bizim atlar.   İlhami Çiçek. Müntehir ve genç. Gidişinin ardından otuz yılı aşkın bir zaman geçmiş, ölüm kendini eskitirken şiiri tazeliğiyle kalmış. Batılılaşma/modernleşme serüvenimizin çapaklarından biri olan “mahallecilik” tutumunun edebiyatta görülen yansımalarından biri de sükût suikastıdır. Kendi mahallesinin –müntehirliğinden belki- yeterince yakından bakmadığı, uzak mahallenin –büyük olasılık Müslüman kimliği nedeniyle- pek ...
    Asuman Susam 13 Haziran 2019

“Şiir Yaşamaktır” Dizesi Bağlamında Rosinha

Şairler yaşam tarzları, dünya görüşleri, poetik duruşları gibi çok çeşitli değişkenlerin etkisiyle kendilerine özgü bir şiir evreni kurarlar ve şiirlerini bu evren içinde inşa ederler. Şiiri inşa etmek; ilhamla şiir söyleyenler için içten gelen doğal bir heyecanla yapılırken şiire kafa yoran, şiirin sorunlarıyla ilgilenen ve şiirde daimi bir arayışı önceleyenler için büyük bir zorluktur. İnsana ve evrene bakışın önce çeşitlenmesi, sonra gittikçe rafineleşmesi ve halis bir zevke dönüşmesi ciddi bir dil hâkimiyeti ve derin bir dil zevki içinde gerçekleşebilir. Hüseyin Sönmezler’in Rosinha – Hiç Dinmedi Yağmur’daki şiirlerine bakıldığında görülen ilk manzara billurlaşmış bir dil zevkinin şiirlerin tamamına yayılmış olmasıdır.   [...]

By |Eylül 22nd, 2019|

Şiirde İmgenin Dünya Hali- 3

İsmet Özel herkesin, her şeyin izlendiği bir dünyadadır. Ancak bu dünya somut olduğu kadar modern hayatı da temsil eden soyut bir algıdır aynı zamanda. Bu sebeple İsmet Özel, dünya algısını şu şekilde özetler: “Baudelaire ile birlikte modern şiirde yeni olan, gerçek dünyaya karşı türetilmiş bir yapıntı dünyada avuntuyu aramak değil, çamuru gözyaşlarımızdan aktarılmış bulunan bu dünyanın gerçeğe göre nerede olduğunu araştırmayı mümkün kılabilecek bir somutluk alanı yakalayabilmek için göze alınan atılımdır. Dünyadan kaçış, gerçekten kaçış değildir. Olgular dünyası modern insana özgü değerlerin ölçüye vurabileceği bir mihengi sunmakta yetersiz kalmaktadır, öyleyse somut hakikatin ifadesini bulduğu bir alana çekilmelidir. Şiir bu dünyada [...]

By |Eylül 11th, 2019|

Tevekkül

 Kulağa hoş gelen ve içinde yaşadığı dünyanın önemsizliğini özetleyen tevekkül kavramı, insana zorluklara karşı sabırla sükût etmeği de öğretir. Ancak, tevekkül gösterenin sorunlarının çözümü bilinmez başka zamanlara ertelendiği için büyümeğe devam eder.   Hayat; uzun bir yürüyüştür. Bu yürüyüşte, gücünüz ve aynı zamanda yükünüz, binbir emek ve fedakârlıkla edindiğiniz müktesebatı-birikimi- muhafaza eden başınızdır. Niyetiniz, menzile yani son durağa bu müktesebatla salimen varmaktır. Bu süreçte, yol güzergâhında karşılaştığınız her kişi ve yaşadığınız her olay ben olmanıza katkı sağlamak içindir. Ben olmak, yeryüzünde süregiden hayatın merkezi olduğunuzu, vazgeçilmez olduğunuzu ve siz olmazsanız dünyanın eksik ve renksiz olacağını, dolayısıyla bu durumun size büyük [...]

By |Ağustos 26th, 2019|

Şiir Nasıl Bir Yapı’dır, Ne Yapar Şairler?…

‘’Bulduğum bu şeye ilk kez bakıyorum.Onun biçimi üzerine söylediklerime dikkat ediyo- rum ve şaşırıp kalıyorum.O zaman kendime şu soruyu soruyorum: Bunu kim yaptı? Bunu kim yaptı? Diye sorar o naif an. Kafamda beliren ilk düşünce kıpırtıları yap- ma’ yla ilgili.Yapma fikri, fikirlerin en insanca olanıdır…’ Paul Valery ‘Men and Sea Shell/İnsan ve Deniz Kabuğu’   Son tahlilde yapılmış, eylenmiş ve ortaya konulmuş bir şeydi Eflatun’un Devlet’i, kapısı da yapılmıştı elbette bu Devlet’in, ama Eflatun her nedense bu yapılmış, eylenmiş ve ortaya konulmuş Devlet’in; yapılmış, eylenmiş ve berkitilerek kapatılmış kapılarının önüne koymuştu şair’i ve onun yapıtını.   Ve onların ortaya koydukları [...]

By |Ağustos 20th, 2019|

Şiirde İmgenin Dünya Hali- 2

Melih Cevdet, şiirlerinde tabiatı ve özellikle dünyayı yeniden tanzim eden bir gerçeklik algısıyla yola çıkar. Dünya, ilkin gerçeklik haliyle karşımıza çıkarken birdenbire zaman aracılığıyla değişime uğrar ve başkalaşır. Bir başka deyişle verili bir dünya algısı, şairin öznel kurgularıyla yeniden oluşturulmaktadır onun şiirlerinde.   Baudelaire’in aksine şehir hayatından sıkılan şiirsel özneleriyle Turgut Uyar, bir yalnızlık imgesi üzerine şiirini kurar. Kimi şiirlerinde bu imgeyi tek başına üstlenen şiirsel özne, aşkla kendini temize çıkarmaya çalışır. II.Yeni’nin kimi şairlerinde ve özellikle İsmet Özel’le belirginleşen uyumsuzluk, bu dünya imgesiyle hem içinde kalma hem de karşı oluş retoriğiyle daha da giriftleşen bir yol izlerken Turgut Uyar, [...]

By |Ağustos 15th, 2019|

Didem Madak Okumak

Didem Madak’la aynı banka kuyruğunda. Beklemiş olabileceğimizi. Aynı çay bahçesinde nefes alıp vermiş olabileceğimizi. Düşünür. Ama bu ihtimalin gerçek olup olmadığını hiçbir zaman bilemeyeceğimizi düşünür. Bu-ru-lu-ruz. Didem Madak okurken…   Annemiz bizi misafirliğe götürmemiş de. Evimizin boş bir odasında. Saatlerce ağlamışız gibi. Acılı bir boşluk içimizde derinleşir. Didem Madak okuduğumuzda… Evimizin tekir kedisi. Bir kamyon tekerinin altında kalmış da. Çocuk ruhumuz kaybetme acısını ilk defa yaşamış gibi. Oyulur da oyulur içimiz. Didem Madak okuduğumuzda… Kravatımızı fırlatıp atmak. Arabamızı bir otoparkta unutmak. Ceketimizi alıp bankamızın kapısından çıkıp gitmek. Kredi kartımızı kırmak duygusu uyanır. Didem Madak okuduğumuzda… Tolstoylaşırız. Malımızı mülkümüzü yoksullara dağıtmak. [...]

By |Temmuz 11th, 2019|

Şiirde İmgenin Dünya Hali: Yalan Dünya- 1

Dünya, var oluşun dengesini maddi ve manevi açılardan kuran bir temsil uzamıdır. Çoğu kez doğu geleneklerinde ve kutsal dinlerde bir geçiş unsuru olsa da modern şiirde yaşayış kadar ölümü de belirleyen süreklilik ve hareketlilik yanında durağanlığı ve içkinliği de barındırır. Öte yandan tabiatla bağını kopararak daha geniş ve soyut bir anlama bürünen dünya, sonsuzluğun, çölün, bunaltının mekânıdır. Ölümü hatırlattığı için nesnelerle adlandıran modern şair, var oluşa daha yakın gibi görünse de dünyanın anlamsızlığı üzerinde yoğunlaşır. Bu da dünyayı tıpkı klasik şiirde olduğu gibi olumsuz bir imgeye dönüştürür.    Yalancı dünyaya aldanma yâ hû  Bu dernek dağılır dîvân İki kapılı bir [...]

By |Temmuz 11th, 2019|

Mehmet Emin Alper’in İlhami Çiçek’i

 O Bir Güldü   O, bu yaşlı yeryüzünün pek azını tanıdığı eşsiz bir güldü. Onu, sevgiyle ve saygıyla anıyor, ve unutmuyorum.      Cesaret dediğimiz o şeyin insanca olduğu ne yazık ki pek az görülmüştür insanda. İlhami Çiçek'te görülen ise onun en insancasıdır, en insan olanıdır... 'Gönül’ ve 'yürek' pek az insanda aynı şeydir. İlhami Çiçek, o pek az olanlardan biri, belki birincisidir. Herkes şiir yazar, hatta birçokları da şiir yapar. Ancak o, öyle görünüyor ki şiir 'yaşamıştır'; acısıyla ve insancasıyla. Anlamanın ve anlaşılmanın, şöhretin ötesinde olduğunu biliyorum. Bu, daima böyle olmuştur: Anlamak ve anlaşılmak, şöhretin bize getirdiklerinden çok daha fazlasıdır. [...]

By |Haziran 16th, 2019|

İlhami Çiçek’e 7 Selam

Nerdeyse kırk yıl öncesine baktığımda, gençliğimize, genç şair oluşumuza, ilk kitaplara, dergilere, arkadaşlıklara, tartışmalara, yakınlıklara, buluşmalara…Yukardan beri söyleye geldiğim sözleri de aklımda tutarak bir de şunu demek isterim: İlhami Çiçek’in Satranç Dersleri kitabı 1980’lerin önde gelen ilk kitaplarından biridir.   1-Bazı yerlerde, ‘dünyadan çıkış yolları’nın benzerliğinden ötürü, Nilgün Marmara ile İlhami Çiçek arasında koşutluklar kurulduğunu okudum. İki ‘müntehir’ şair oldukları için, mensubu oldukları ya da mensubiyet atfedilen sağ ve solun onları dışladıkları iddia ediliyordu. Böyle genel bir kavram var mı bilmiyorum, sağ ve sol diye! Sağda sağlar ve sollar, solda sollar ve sağlar var. Doğuda batıların batıda doğuların olduğu gibi. [...]

By |Haziran 14th, 2019|

Atların Düşlerini Yormak: Satranç Dersleri

artık öyle bir ıssızlık düşle ki içinde yeryüzünü kişnesin bizim atlar.   İlhami Çiçek. Müntehir ve genç. Gidişinin ardından otuz yılı aşkın bir zaman geçmiş, ölüm kendini eskitirken şiiri tazeliğiyle kalmış. Batılılaşma/modernleşme serüvenimizin çapaklarından biri olan “mahallecilik” tutumunun edebiyatta görülen yansımalarından biri de sükût suikastıdır. Kendi mahallesinin –müntehirliğinden belki- yeterince yakından bakmadığı, uzak mahallenin –büyük olasılık Müslüman kimliği nedeniyle- pek de önemsemediği bir şiir, İlhami Çiçek’in şiiri. Ne iyi ki ama yeni kuşakların, genç şairlerin yeni ve başka bir edebiyat tarihini yazdırmaya yönelik hevesli kazı çalışmaları böyle değerli şairleri unutuluş tehlikesinden korumakta. İlhami Çiçek okundukça şiiri üzerine bugüne kadar olandan [...]

By |Haziran 13th, 2019|

Hüzne Açılan Kapılar Anahtarı: İlhami Çiçek

Gök; çoğu medeniyette umudu, özgürlüğü ve Tanrı’yı simgeler. Çağ; zamanın meydana getirdiği insan ve o insanın kurduğu düzendir. “Derin bir gök resmi” öz’ün, özgürlüğün hayalidir. Çağ, resmi unutturmak isteyen taraftır çünkü oyunu kendi kuralına göre oynamak ister. Kimliğini bizzat belirlediği oyuncuları oyuna sürer. Şair, tarihini unutturmak isteyen çağ karşısında insanın üzüntüsünü sonlandıracak hamleye “gök” demiştir.   Edebî metni ortaya koyan şair ya da yazarların içinden çıktıkları toplumdan etkilendikleri görülür. Sosyal ve siyasî olaylardan bağımsız olmaları imkânsızdır. Yalnızca sanatlarına ne derece yansıttıkları bir tartışma konusu olabilir. Satranç Dersleri, bir iç hesaplaşmadan çok toplumsal eleştiri içerir. Şiirde çarpık kentleşme konusu sık sık [...]

By |Haziran 13th, 2019|

Bir Hüzün ve Bir Memleket Şairi Olarak İlhami Çiçek

 İlhami Çiçek; büyük ölçüde de bir gereklilik, hâttâ yenilmez yıkılmaz bir hakikat olarak bütün insanlığa gelip uğrayacağı gibi, kendisine gelen ölümü de şiirleştirerek, yaşadığı hayattan gayriihtiyari bir çıkışı resmetmiş gibidir.   İlhami Çiçek, 1954 yılında doğmuş, 1983 yılında kimi kayıtlara göre yirmi sekiz ama kuvvetle muhtemel yirmi dokuz yaşında vefat etmiş, yani başı ve sonuyla  en fazla yirmi dokuz yıl yaşamış, lakin bu kısacık hayatında sanki yüzyıl hatta yüzlerce yıl yaşamış bir bilge gibi, erkenden olgunlaşmış, çok kısa ama içi dopdolu bir hayat biriktirmiş bir şairdir. Hem de bunu bir biçimde tek bir şiirle Satranç Dersleri ile yapmıştır. Şiirlerindeki didaktizmden [...]

By |Haziran 13th, 2019|

Şiirin Nesneyle İmtihanı “İsmet Özel’in Şiirlerinde Nesneler”

Şiiri yalnızca duygulanımların akışına bırakmayıp felsefenin alanına çeken İsmet Özel’e göre insan, dış dünyada özne konumuyla birlikte aynı zamanda nesnedir de. Ancak bu nesnellik, şiirde bilim ve felsefeden farklı olarak deneyim öznesi olma hali değildir. Daha ötede gözlemleyen, duyulan bir sestir. İsmet Özel’in şiiri de bu noktada “ses” olarak tanımlaması dikkat çekicidir. Bu ses, daha ileride organik bir boyuta taşınacak; ölen ya da canlılık kazanan bir tavra dönüşecektir. “İnsan, kendi insanlığını tartışmak istediği zaman, insanların birbirleriyle olan bağlantılarını tartışma alanına·sokmak istediği zaman, kendini çevreleyen nesnelerle olan bağlantısının vehametini kavradığı zaman şiir canlılık kazanır.”[1] Şiir, nesneler üzerine kurulu değildir ancak nesneler [...]

By |Mayıs 10th, 2019|

Şiirde İmgenin Çocuk Hali- 3

Hayrettin Orhanoğlu’nun psikanaliz bağlamında kaleme aldığı “Şiiirde İmgenin Çocuk Hali” 3. yazısıyla devam ediyor.  Ataol Behramoğlu, da anne yokluğunu sorunsallaştırdığı dizelerinde “rüzgâr” kelimesiyle unutmayı; “yağmur” kelimesiyle de kederi, ağlamayı dile getirir. Unuttum, elleri nasıldı annemin Unuttum, gözleri nasıldı bakarken. Kuru ot kokusu getirsin rüzgar Yağmur usulcacık yağarken. (Unuttum, Nasıldı Annemin Yüzü) Annenin etrafında örülen bu yokluk bir yılgınlığı, bungunluğu, Ahmet Haşim örneğinde olduğu gibi derin bir yalnızlık duygusunu beraberinde getirirken yabancılaşma, şiirsel özneyi dış dünyada da uzaklaşmaya doğru sürükler. Tuğrul Tanyol, 1980’li yıllarda toplumcu çizginin dışında lirik şiirlere imza atan; farklılığını hemen her şiirde özellikle imgeleriyle hissettiren bir şair olarak [...]

By |Mayıs 10th, 2019|

Şiirde İmgenin Çocuk Hali- 2

Hayrettin Orhanoğlu’nun psikanaliz bağlamında kaleme aldığı “Şiiirde İmgenin Çocuk Hali” 2. yazısıyla devam ediyor. Çocuk imgesi şiirimizde en naif, kimi zaman en trajik görünümüyle karşımıza çıkar. Genellikle anne ve baba ile iktidar; annesizlik ile korku ve endişe ve nihayet derin bir yalnızlık imgesi çocuk ve çocukluk etrafında sıralanır. Turgut Uyar, sonlu şeylere sonsuzluk atfeden Melih Cevdet gibi bir çocuğun gözünde annenin elbiselerini giyerken telaşlanmasını konu edinir aşağıdaki dizelerde. Oysa telaş bir yandan da asabiyeti akla getirir. Elbiselerle gelen telaş karşısında masum bir çocukluk, Uyar’ın kendine bıraktığı bir yalnızlık uzamıdır. annemin sonsuz giysileri bir telâşı bileyen tramvay ben ne güzel çocuktum [...]

By |Nisan 8th, 2019|

Satranç Dersleri- 8

(kıstak)   her dakika henüz ölmüş gibi ebuzer kimsesizsindir içlemin gamevi ay emek   kesik kesik solur avcının elagözlü nesnesi kaybettiğin divit – kırdır faniliğindir o ağaç ki zekeriyya onda saklıydı   yazı ebediyen vardır - ortadaki göçük içerdeki dehşet pusudaki bungu kıyım mahzen kan – çok kandil kırılmış - sanki geç her şey için - niçin ertelenir sanır insan her şeyi öyle sanır – yeniden han o ölümsüzlük gibi mutantan taş- düşmüş vardır – orada nasılsalar öyle apaçık kırıktırlar   dili faldır aşkın ey taş

By |Mart 7th, 2019|

Satranç Dersleri- 7

şebreçağ söndü mü diye bir ses   sahi şebreçağ nerde iskender! iskender! diye bir ünlem   bu nasıl İskender aramaz bengisuyu diye bir hüzün   “hişt! dostlarıma şunu haber ver denize açıldım ve gemim parça parça oldu’ diye bir im denli narindir intikam   intikam içli bir marştır gerçekte bir ara ses aygıtını yırtarak çıkarılırdı o şimdi dışlanmış bir taş olarak karlı kış gecelerinde acılı bir genç şairin her geçişte hüznüne tanık olduğu metruk bir kumbet denli müşahhas aşktır – ve o ne rahim bir yürüyüştür gecede   (o yıllar ressam tanırdım gök çizemezdi yüksek evler yapardı yitik kadın yüzleri [...]

By |Mart 7th, 2019|

Satranç Dersleri- 6

bu hüznün mesnevisi yazılmadı gürbüz tarhlar öldü o ceylanda birkaç minyatür mütekeddir - de bana bu esrime bu koygun minyatür yalnızlığından başka nedir – oysa kocamandır aşk usanç hep eksiler alanında olup biten bir şeydir parçala bu trajik geçiti o taşı sür ey insan taşı taş – çünkü saat sınanan bir süreçtir ve atlar yanıldıklarında kaygan o karangu duvarına çarpıp kuşkunun düşer ölü atlar   çünkü satrançta çünkü orada ve burada her zaman Öğretidir zaman aşkın da katları vardır – kadim kabarık bir öyküdür alınyazısı   ey aşk elbet başındasındır bela kitabının ne çok dilin var gece ki anlamadı şu [...]

By |Mart 7th, 2019|

Satranç Dersleri- 5

bir oyuna rasgeldim her taşı yakup hüznü   anlat bu boşalmış at hüzündür   yanında kalfa çırak ben bir oyuncu tanıdım daha ataktı   gördüm ki çatlıyordu kara kuzgun   kabusa beyaz bir su oyuluyordu   ‘ve sabır olmasaydı yeryüzünde birgün kalınabilir miydi?

By |Mart 7th, 2019|

Satranç Dersleri- 4

hüzün yalındır – dağdan aparılmış kar topakları gibi   yel ki ince ipince bir teldir kopmuştur   insan azar azar kopmuştur   yalnız hüznü vardır kalbi olanın hüzün öylece orta yerdedir tuhaf bir yarma yaşanıyordur çepçevre şeytan kilitleri   sınav

By |Mart 7th, 2019|

Satranç Dersleri- 3

söyleyelim eBİR ha in dir eSekiz yok yok ayrı bir düşman falan genç çeri ey e hattındaki budala - Tanrım ne saflık-   bir ara dilim sürçse de at kıskacını anlatsam desem ki Ha – derler ki kemik atıyor köpek resmine bu adam   anlat apaçık olanı gecedir halk etinin önünde anlam katledilmiştir     vardın söylemezler otlar çok sütun düştü nice bir taş ne zamana yetiştin   aykırı sür çalka de ki kıskacı kabaran ateş almış ve ey at kıskacı diye bağırarak o oyuncu oynadığında seni konuş benimle sana hizmet danışayım

By |Mart 7th, 2019|

Satranç Dersleri- 2

Nicoldu onca oyuncu oyarak ette oyuk seyirmesinden oyun kurarlardı kaçıp da süleymandan kaf dağında otururdu anka nicoldu o mağrur gemiler ki açıklarda güneşin şanla her akşam ufala ufala battığı suların kabarıp taşarak savrulduğu oradan kesik bir insan başı gibi bir taşra düşüp helak oldular ün geldi ey İskender çok acaip gürdün ömrün tükendi geri dön ürktü ki endişe dünyadandır ve hayal hiçtir sözü onun …avda yine geri dön bu son yoksa öleceksin gurbette dedi ses ve işitip ağladı o koca İskender ki tuhaf matlar yapardı mat oldu olağan biçimde artık anlaşılmıştır günün akşamlılığı kesin mat yok iyi oyun vardır sadece [...]

By |Mart 7th, 2019|

Satranç Dersleri- 1

uzun bir nehirdir satranç kıvrak ve uzatarak boynunu nice güneş batışını yerinde görmüş boynunu oysa veba tarihçileri bilmemişlerdir her karenin bir karşı veba girişimi olduğunu göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediği bir oyundur satranç evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış artık dönüş yoktur kuşku bağışlanmasa da tedirginlik doğal sayılabilir ancak yürümenin dışında bütün eylemlerin adı kaçış kaçış kaçıştır çapraz özgürlüklerinde filler acılardan yapılmış bir alanda ne zaman ki esrirler yazsak defterlere sığar mıydı şah açmazında vezirin ölümcül tutkusunu yerine göre piyon da bir tufandır içinde hep bir vezir sürekli mahzun düz gider çapraz vurulur ve uzun uzun gün [...]

By |Mart 7th, 2019|

Şiirde İmgenin Çocuk Hali -1

Çocuk imgesi şiirimizde en naif, kimi zaman en trajik görünümüyle karşımıza çıkar. Genellikle anne ve baba ile iktidar; annesizlik ile korku ve endişe ve nihayet derin bir yalnızlık imgesi çocuk ve çocukluk etrafında sıralanır. Ama daha garibi, şairlerin tüm şiirlerinde, özellikle anne ayrı bir yerde durur. Dahası, kitabın bir köşesinde, şairin çocukluğuna dair en belirgin ipuçlarını bu imgede buluruz. Endişe ve korku, derin bir uçurum gibi o şiirin eyleyeni oluverir. Üzerinden çıkaramadığı bu elbise de sanki annenin kokusunu alabildiği bir korku… Hem varlığı hem de yokluğu bir imgeye dönüşen anne, bazı şairlerde neredeyse tek başına bir eyleyen olarak karşımıza çıkar. [...]

By |Şubat 10th, 2019|