Dikkat Çekenler

  • “Hallac-ı Mansur'un Felsefesi ve Öğretisi Benim Tüm Bakış Açımı Değiştirdi"
    Başak Sayan’ı ekranlardan, oynadığı dizilerden tanıyoruz. 2010 yılından itibaren ise Sayan’ın cümlelerini dizi repliklerinden değil de yazdığı kitaplardan takip ediyoruz. Sayan’ın bazı kitapları çok satanlar listesine girdi. Başak Sayan geçtiğimiz günlerde Nigahdar adlı bir roman yayımladı. Roman farklı zamanlarda ve birbirine teğet geçen bir hikâyeden oluşuyor. Romanın merkezinde 9. ve 10. Yüzyılda yaşamış Hallac-ı Mansur ...
    Sedat Palut 8 Nisan 2019
  • Prof. Dr. İonna Kuçuradi “Edebiyat eserleri, etik ve değerler eğitimi için bir hazinedir”
    “Felsefeden korkanlar var, felsefeyi ‘talep edenler’ de var”   Değerler eğitimi, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin her fırsatta altını çizdiği üzere “ülkemizin de, dünyamızın da çok ihtiyacı olduğu bir eğitim.” Ne var ki değerler eğitiminden herkes farklı bir şey anlıyor. Çünkü “değerler”le ahlâksal “değer yargıları” ve “değer” birbirine karıştırılıyor. Peki değerler eğitimi nasıl bir eğitimdir ya da nasıl ...
    Elif Şahin Hamidi 11 Temmuz 2019
  • Edebiyat İyileştirir/ Yoksunluktan Varoluşa
    Edebiyat okuruyla var olan bir metindir. Okur, okuduğu romandaki ve öyküdeki karakterin içindeki ruh hali ile hemhal olur, onu içselleştirir. Peki edebi karakterlerin terapi tarafı… Bu mümkün mü? Okurların yazarların dünyasıyla sorunlarına çare bulması… Bunu düşündüren bir kitap yayımlandı yakın zamanda. Psikolog Mine Özgüzel’in yazdığı “Edebiyat Terapi” adlı kitabıyla edebiyatı mesleğiyle nasıl dost hâline getirdiğini ...
    Sedat Palut 11 Eylül 2019
  • Rasim Özdenören'le Çocukluğun Kapısında- 1
     Rasim Özdenören ile spontane bir şekilde ses kaydı ile bir konuşma başladı. Söyleşiye başlarken kafamda hep şu vardı, Rasim abi ile yüzlerce söyleşi yapıldı. Şimdi sen ne soracaksın da yeni bir şey duyacaksın? Kimsenin aklına getirip de mevzu etmediği bir dünyanın, çocukluğun kapısını aralamaya çalıştım. Her çocukluk eski bir masalın parçasıdır. Şimdi okuyacağınız söyleşi de ...
    Bülent Ata 11 Temmuz 2019
  • İstanbul'un Çağrısı
    İstanbul tarihin en eski şehirlerinden birisi. Bu da onun yaşanmışlıklarını artırıyor. Yaşanmışlık iz bırakmaktır. Bu izin hangi gönüllere dokunduğu ise tarihin eskitemediği sayfalarında yer alıyor: Roma, Bizans ve Osmanlı. Tarihi romanlar yazmayı seven Ayşe Kara, bu önemli şehrin dönüm noktasını, İstanbul’un fethini anlatan bir roman yayımladı yakın zamanda: İstanbul’un Çağrısı. İstanbul’un kendisinin kaderi olduğunu söyleyen ...
    Sedat Palut 13 Haziran 2019

Anjelika Hanım -2

Bu dönemde sizi çok mutlu eden, çok şaşırtan, sizde yeni bir şeyler başlatan bir karşılaşma, tanışma yaşadınız mı hiç? On yaşındayken benim ilk bestecilik hocam Boris Zeidman, çok önemli bir adam. Şostakoviç’lerle aynı dönemde aynı eğitimden geçmiş Saint Petersburglu besteci. Benim o zamana kadar bestelerim vardı ve bir tanesi konser salonunda seslendiriliyordu. Boris Zeidman da dinleyiciler arasındaydı sonra konser bitince “Bu beste kimindi?” diye sorunca beni onunla tanıştırdılar. Benim bestecilikte ilk komposizyon hocam o oldu, çok büyük bir şey.  Hâlâ Sovyetler Birliği’ndeki ciddi klasik çevrelerde Boris Zeidman denildiği zaman bu günlerde bile taparcasına bir ilgi vardır. Yürüyen ansiklopedi gibiydi inanılmaz [...]

By |Aralık 21st, 2019|

Anjelika Hanım -1

 Başarılı müzisyen Anjelika Akbar, Kazakistan’da müzisyen-filozof bir baba ile müzisyen bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 2,5 yaşından itibaren  piyano çalmaya başlaması ise yeteneğini çok erkenden açık eder cinsten. Moskova Çaykovsky Devlet Konservatuvarı öğretim üyelerinin dikkatini çekerek konservatuvar bünyesindeki “harika çocuklar”ın girdiği okula kabul edildi. 1991 yılında UNESCO üyesi olarak geldiği ve sonrasında da yerleştiği Türkiye'de, Hacettepe Devlet Konservatuvarı'nda Bestecilik ve Orkestra Şefliği yüksek lisansını ve doktorasını alan Akbar’ın 500’den fazla bestesi var. Kendisiyle çocukluğunu konuştuk…   Öncelikle Anjelika Hanım, doğumunuzla başlamak istiyorum. Nasıl bir ortamda dünyaya geldiniz? Anne-babanız, onların meşguliyetleri, kardeşleriniz, akrabalarınız, yaşadığınız çevre nasıldı? Şimdi biliyorsunuz Sovyetler Birliği [...]

By |Eylül 12th, 2019|

Edebiyat İyileştirir/ Yoksunluktan Varoluşa

Edebiyat okuruyla var olan bir metindir. Okur, okuduğu romandaki ve öyküdeki karakterin içindeki ruh hali ile hemhal olur, onu içselleştirir. Peki edebi karakterlerin terapi tarafı… Bu mümkün mü? Okurların yazarların dünyasıyla sorunlarına çare bulması… Bunu düşündüren bir kitap yayımlandı yakın zamanda. Psikolog Mine Özgüzel’in yazdığı “Edebiyat Terapi” adlı kitabıyla edebiyatı mesleğiyle nasıl dost hâline getirdiğini, bunun mesleki karşılığını okura samimi bir dille aktarıyor. Özgüzel sorularımızı cevapladı.   -Sayın Özgüzel “Edebiyat Terapi” kitabınızda daha çok 20. yüzyıla iz bırakmış ve iç dünyaları yaşadıkları travmalarla zenginleşmiş yazarları incelemişsiniz. İçe dönerek yoksunluklarını yaratıcılığa dönüştürmüş bu yazarlar. Peki, günlük hayatın koşuşturmasında bir yere yetişmeye [...]

By |Eylül 11th, 2019|

Kimlik Kuyusu

 Prof. Dr. Hüsrev Hatemi Tıp doktoru olmakla beraber, biz onu daha çok şiirlerinde ve sosyal olaylara duyarlığından ve tarihe getirdiği ilginç yorumlarından tanıyoruz. Kendisiyle yakın zamanda Dergah Yayınları’ndan çıkan “Kimlik Kuyusu” kitabına dair konuştuk.   -Hüsrev Hocam “ülke bunalımı ve köklerle bağlantıyı kesmede 1. ve 2. Dünya savaşlarının önemli bir payı vardır,” diyorsunuz kitabınızda. Malumunuz imparatorluklar bu savaşlarla dağıldı, modern devletler kuruldu. Bu eksen günümüzde tüm dünyada yükselen milliyetçiliği köklere dönüş olarak okumak mümkün mü, ne dersiniz?  Ulus bakımından köklere dönme milli devletler kurulunca hızlandı. Fakat biz ve Avusturya Macaristan zaten yönetici ulus olduğumuzdan geleneksel kültürle bağlantımızı azalttık. Bunu köklere [...]

By |Eylül 11th, 2019|

Kapısı Açık Unutulmuş Bir Kaplanla Göz Göze Gelmek/ Meriç Demiray Söyleşisi

Meriç Demiray’ı en çok yazdığı dizi ve film senaryolarından biliyoruz. Hâlen akıllarda olan, Gülbeyaz, Fikrimin İnce Gülü, Geniş Aile, Küçük Hanımefendi ve son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz Tek Yürek dizisi çalışmalarından bazıları. Elbette uzun süre konuşulan Martıların Efendisi sinema filmi de. Demiray’ın bir öykü bir de romanı var.   İlk öykü kitabı Rocky, Cohen ve Muhsin Bey’den Örneklerle Hayatım’dan sonra yazdığı incelikli anlatıma sahip yol romanı Kırmızı Bir Ölüm diğer çalışmaları gibi titizlikle hazırlanmış. Kendisiyle hikâye, kurmaca, yazma (senaryo veya öykü ya da roman) üzerine konuştuk.    “Yazma çabam, en başta kendi kuşağım adına bir çabaydı sanırım. Sonra bir takım adaletsizliklerin, annemin erken [...]

By |Ağustos 15th, 2019|

Rasim Özdenören’le Çocukluğun Kapısında- 2

“Biz baştan itibaren arkadaş canlısıydık. Okulun açılacağı günü iple çektik, o gece uyuyamadık. Sabah yüzümüzü yıkıyoruz, hala vakit gelmiyor, tekrar yıkıyoruz, gelmiyor. Bir havuzumuz vardı, kaynak suyu akardı. Oradan yüzümüzü yıkar, bahçemizi sulardık. Neticede annemiz kahvaltıya çağırdı, alelacele yedik ver elini okul.”   -Peki yakın arkadaşınızı nasıl seçiyordunuz? Şu veya bu değil de neden o? -Ben fıkra anlatmayı, muziplik ve nüktedanlık yapmayı severim. Bunlardan birisi buna karşılık verdiği zaman o nükteye gülen çocuğa içim ısınır sonra ben ona her defasında nükteler yapmaya devam ederim.    -Frekans tutuyor aslında… -Evet tutuyor. O arkadaşla göz göze geldiğimizde ben bir göz kırparım, bu [...]

By |Ağustos 15th, 2019|

“Sezer Bana Göre Hâlâ Çok Tekil Bir Kimlik Olarak Duruyor”

Tam yirmi yıl önce, 17 Mart 1998’de kaybettiğimiz Sezer Tansuğ, Cumhuriyet döneminde sanat dünyamıza damgasını vurmuş, Türkiye’de “sanat eleştirisi” kavramıyla adeta özdeşleşmiş en sıra dışı karakterlerden biri. Sanat tarihçisi ve eleştirmen kimliğiyle, yaşarken yazdığı her metin muhatabı için bir dönüm noktası ya da bir tartışmanın ilk kıvılcımı olmuştur. Yaşamının, birincil uğraşı olan sanat tarihi araştırmaları ve sanat eleştirisini ölümüne kadar bırakmamıştır. Özellikle 1970’li yıllarda, yazıları ve kitaplarıyla sanat piyasasının oluşumunda ve çağdaş Türk sanatının yönelişlerinde belirleyici isimlerden biri olur. 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı için gerçekleştirdiği ve geleneksel kültürümüzün köşe taşı niteliğindeki başyapıtların her birini, çağdaş sanatçıların [...]

By |Temmuz 16th, 2019|

Prof. Dr. İonna Kuçuradi “Edebiyat eserleri, etik ve değerler eğitimi için bir hazinedir”

“Felsefeden korkanlar var, felsefeyi ‘talep edenler’ de var”   Değerler eğitimi, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin her fırsatta altını çizdiği üzere “ülkemizin de, dünyamızın da çok ihtiyacı olduğu bir eğitim.” Ne var ki değerler eğitiminden herkes farklı bir şey anlıyor. Çünkü “değerler”le ahlâksal “değer yargıları” ve “değer” birbirine karıştırılıyor. Peki değerler eğitimi nasıl bir eğitimdir ya da nasıl bir eğitim olması gerekir? Kuçuradi’nin Çocuklar için Felsefe Eğitimi[1] isimli kitapta da dile getirdiği gibi “değerler eğitimi, çocuklara örneğin ‘hoşgörü’ üzerine yirmi dakikalık bir konferans vermekle olmuyor. Olabileceğini sanan, kendini kandırmış oluyor. Felsefe eğitimi çok önemli ama amacını gerçekleştirme umudunu veren bir şekilde [...]

By |Temmuz 11th, 2019|

Rasim Özdenören’le Çocukluğun Kapısında- 1

 Rasim Özdenören ile spontane bir şekilde ses kaydı ile bir konuşma başladı. Söyleşiye başlarken kafamda hep şu vardı, Rasim abi ile yüzlerce söyleşi yapıldı. Şimdi sen ne soracaksın da yeni bir şey duyacaksın? Kimsenin aklına getirip de mevzu etmediği bir dünyanın, çocukluğun kapısını aralamaya çalıştım. Her çocukluk eski bir masalın parçasıdır. Şimdi okuyacağınız söyleşi de bir masal dünyasından koparabildiğim cümleler. Söyleşi bittiğinde, daha doğrusu gelen misafirler yüzünden kesilmek zorunda kalındığında Rasim abi bir şaşkınlığını itiraf etmek istedi ve şöyle söyledi, “Bu anlattıklarımı belki yetmiş yıldır ilk defa hatırladım ve konuştum. Çok ilginç! Bu nasıl oldu biliyor musun? Çünkü sen beni [...]

By |Temmuz 11th, 2019|

Ne Masal Ne Rüya

Derviş Zaim’i en çok yaptığı başarılı filmlerinden biliyoruz. Tabutta Rövaşata, Cenneti Beklerken, Çamur, Filler ve Çimen filmlerinden aldığı ödüllerle, şimdiye kadar yaptığı on sinema filmiyle kendisinden hep söz ettirerek, derinlikli bir “Derviş Zaim Sineması” oluşturmuştur. Yazarlığı da bir o kadar usta işi olan Zaim’in kaleme aldığı ilk eseri “Ares Harikalar Diyarında” 1992 Yunus Nadi Roman Armağanı alarak taçlandırılmıştı. Uzun yıllar sonra ikinci romanı Rüyet ile kitapseverlerin karşısında. Kendisiyle Rüyet hakkında konuştuk.   *Ethica’dan başlayacak olursak, Rüyet bolca atıf yaparak eserden bahsediyor  -tabbi ki en çok Hüsn-ü Aşk’tan- . Eserin içeriğinin yanı sıra, akıllara aslında teknik ve matematik olarak bir dizaynın [...]

By |Haziran 13th, 2019|

İstanbul’un Çağrısı

İstanbul tarihin en eski şehirlerinden birisi. Bu da onun yaşanmışlıklarını artırıyor. Yaşanmışlık iz bırakmaktır. Bu izin hangi gönüllere dokunduğu ise tarihin eskitemediği sayfalarında yer alıyor: Roma, Bizans ve Osmanlı. Tarihi romanlar yazmayı seven Ayşe Kara, bu önemli şehrin dönüm noktasını, İstanbul’un fethini anlatan bir roman yayımladı yakın zamanda: İstanbul’un Çağrısı. İstanbul’un kendisinin kaderi olduğunu söyleyen yazar ile fetih sürecini, roman ile ilgili okumalarını, Bizans’ı, dönemin toplumsal durumunu konuştuk.   *İstanbul’un Fethi ile ilgili birçok kitap yazıldı, film, belgesel çekildi. Bu mevzuyu sizin gündeminize getiren olay ne oldu ne oldu da İstanbul sizi yazmaya çağırdı? İstanbul ruhu, masalı olan bir şehir. [...]

By |Haziran 13th, 2019|

Satranç Dersleri ve Şiir Üzerine İlhami Çiçek’le Söyleşi(*)

 Satranç oyununun kendisi de bir şiiridir. Oynarken bilinçle yenildiğim olur. Karşı taraf şahımı sıkıştırdıkça fevkalade anlar yaşarım. Bütün bunlardan yararlandım elbet. Çağımdan, tarihe, öğretiye sürekli göndermelerde bulunarak bir oyun kurmak istedim.  - Sanatçının bir niteliğini vurgulamak için söylenen ‘çağın tanığı olmak’ sözünü biliyoruz. Sanıyorum buradaki tanıklığı, sonucu değiştirecek bir etkinlik olarak anlamak gerekiyor. ‘Çağın tanığı’ bir sanatçı olarak ya da çağı yaşayan bir insan olarak çağımızı nasıl algılayıp yorumluyorsunuz? -Her insan çağından sorumludur. Bu bağlamda düşünüyorum ‘tanıklık’ olgusunu. İnandığım öğreti, beni sorumlulukla boyutlandırıyor. Çağın tanığı olmam, bu boyutun gereğidir. Saptamakla birlikte, soruşturma ve yargılamayı da içeren bir etkinliktir çağın tanığı [...]

By |Haziran 13th, 2019|

Münzevilik veya Yabanlık

Feridun Andaç’ın yayına hazırladığı “Sürgün Edebiyatı, Edebiyat Sürgünleri” kitabı Kasım 1996 yılında yayınlanmış. Üzerinden nerdeyse 23 yıl geçmiş. Şimdilerde sadece bu coğrafyada değil dünyanın pek çok yerinde insanlar yer değiştiriyorlar. Sosyal, ekonomik, coğrafi ve siyasi koşullar bu yer değiştirmelerin başlıca nedenleri arasında. Zorunlu ya da gönüllü her ne koşulda olursa olsun gitmek bir şekilde gitmek. Göç ve sürgün kelimeleri ise bu gitmek kelimesinin yükünden çok daha fazlasını taşıyorlar sırtlarında. Gidenlerin ve kalanların sırtında ise külçe halinde bir yalnızlık var. Bu dosya için bir zamanlar gitmek zorunda kalan, son bir kaç yıl içerisinde mecburi ya da gönüllü bir şekilde yurtdışında yaşamak [...]

By |Mayıs 10th, 2019|

Edebiyatımızın, Mesaisini Meçhul Meşhurlara Teksif Etmiş Vefalı Yüzü

Edebiyat tarihimizde “vefa” kavramının içini tam anlamıyla dolduran çalışmalarıyla tanıdığımız, kendisinin ifadesiyle “mesaisini meçhul meşhurlara teksif etmiş”, gazeteci- yazar, şimdilerde güzide bir yayınevinin genel yayın yönetmeni Mehmet Nuri Yardım’la hem yaptığı çalışmalar hem edebiyatımızın geçmişini ve geleceğini konuştuk. Mehmet Nuri Yardım, gazeteciliğe başladığı 1979 yılından beri üretmeye, üretmeye ve üretmeye devam ediyor. Gençler hedef kitlesi. Geleceğin inşasının, gençlerin inşasında gizli olduğuna inanan Mehmet Nuri yardım, birçok toplantılar, sempozyumlar ve seminerlerle gözbebeği gençlerin hem ellerinden hem yüreklerinden tutma gayret içinde, gerek çeşitli vakıf ve derneklerin çatısı altında gerek şahsi çabalarıyla çalışmalarına devam ediyor.   *Mehmet Bey 23 yıllık gazetecilik hayatından sonra [...]

By |Mayıs 10th, 2019|

Ahmet Sarı İle “Kendi İmdadına Da Koşup Gelen Hızır” Üzerine…

Yayınladığı öykü, şiir ve diğer türlerden eserleri ile oldukça velud ve dili güçlü bir yazardır Ahmet Sarı. Edebiyat dünyamıza farklı bir bakış ve soluk getirerek yeni bir zihinsel yol açma çabasını da büyük çoğunlukla başarmış, tabiri caizse “işinin ehli” bir isim. Ahmet Sarı ile son öykü kitabı “Kendi İmdadına da Koşup Gelen Hızır”ı konuştuk.   Abdullah Kasay: “Kendi İmdadına da Koşup Gelen Hızır” ismi ile başlamak istiyorum. Böylesi bir kitap ismi bile daha en başta çok sarsıcı. Ahmet Sarı böylesi kitap isimleri ile bize ne anlatmak istiyor? Ahmet Sarı: Abdullah hocam, ilkin bana kitap hakkında konuşma imkânı sunduğun için sana [...]

By |Mayıs 10th, 2019|

“Hallac-ı Mansur’un Felsefesi ve Öğretisi Benim Tüm Bakış Açımı Değiştirdi”

Başak Sayan’ı ekranlardan, oynadığı dizilerden tanıyoruz. 2010 yılından itibaren ise Sayan’ın cümlelerini dizi repliklerinden değil de yazdığı kitaplardan takip ediyoruz. Sayan’ın bazı kitapları çok satanlar listesine girdi. Başak Sayan geçtiğimiz günlerde Nigahdar adlı bir roman yayımladı. Roman farklı zamanlarda ve birbirine teğet geçen bir hikâyeden oluşuyor. Romanın merkezinde 9. ve 10. Yüzyılda yaşamış Hallac-ı Mansur var. Başak Sayan’la son romanı Nigahdar, Hallac-ı Mansur ve din üzerine sohbet ettik.   -Hallac-ı Mansur ile tanışmanızı merak ediyorum. Tanıştıktan sonra nasıl bir süreç yaşadınız da onu bir roman kahramanına dönüştürmek istediniz? Hallac-ı Mansur ile doğumdan bir iki ay sonra tanıştım. Kendi kendime kalabildiğim [...]

By |Nisan 8th, 2019|

Murat Belge ile Safiye Erol Hakkında Söyleşi

Safiye Erol hakkında daha önce yazılar yazan Selim İleri ve yine hakkında bir yazı yazarak tanınmasına vesile olan sonrasında edebiyat dersinde okunmasına karar veren Murat Belge ile konuştuk.   1902 doğumlu Safiye Erol eğitimini yurt dışında tamamladıktan sonra 1926 yılında İstanbul’a döndü. Çevirmenlik, gazetecilik ve yazarlık yaptı. 1938 yılında ilk romanı yayınlanan Erol, dönemindeki edebiyat çevrelerince tanınsa bile ön saflarda yerini alamadı. Doğu batı meselesini kadın gözünden yazan ve kadınların birey olarak hayatta kalmalarını, kendi ekonomilerini kurmalarını ve yönetmelerini anlatan yazar yerli- milli aksın içinde yer almasına rağmen sesini duyuramadı ya da duyurmayı tercih etmedi. Edebiyatında müzik, kadın ve tarih önemli yer [...]

By |Şubat 27th, 2019|

“Yusuf’un Not Defteri”ni Yazmak İstiyorum

“Sırf başlayıp bitirebildiğim bir hikâyem olsun diye. Bıktım ardımda yarım kalmış hikâyeler taşımaktan. Çünkü bizzat ben, yarım kalmış bir niyetim.” cümlelerini hiç unutmadık. Youtube kanalında milyonlarca defa izlenmiş bölümleri, replikleri ile on beş yıldan fazla zamandır akıllardan çıkmayan dizilerin senaristi Ali Ulvi Hünkâr. İzmir’de gözlerden uzak yaşayan, tiyatro yaparak hayatına devam eden Hünkar, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunu. Beş yıl Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda çalıştıktan sonra İzmir Devlet Tiyatrosu'nda göreve başlamış. Oktay Rifat'tan Öteki Yaz, Shakespeare'den Bahar Noktası, Albert Camus’den Doğrular başta olmak üzere yerli ve yabancı birçok oyunda hem yönetmen hem de oyuncu. Usta senarist ile eski [...]

By |Şubat 10th, 2019|