Ama bilirsiniz “yokluk” bir mertebedir ki ona ulaşmak her babayiğidin harcı değildir.

Mustafa Kutlu, Hayat Güzeldir

 

Yazar: Ümit Yaşar Özkan

 

Mustafa Kutlu’nun Hayat Güzeldir kitabı okura sevincini ve huzurunu bulduran hikâyelerden oluşuyor. Bu hikâyelerin kahramanları yaptıkları iyilikle, âşık olarak ya da bir musibete uğrayarak dönüşüm geçiriyorlar. Yaşadıkları tecrübe, onların dünyevi safralarını atarak kuş gibi hafiflemelerini sağlıyor. Dünyanın ağırlıklarından kurtulmak, arınmak anlamına da geliyor.

Çiçek Tefsiri’nin kahramanına hastaneden çıkarken rastlıyoruz. Güneşi gören adam şaşırıyor: “Allah, Allah” dedi içinden “Ben içeri girerken bu güneş neredeydi?”  Anlıyoruz ki adam, hastanede her ne yaşadıysa bir farkındalık kazanmıştır. İçeri girerken göremediği güneşi çıkarken fark etmiştir. Onun ne yaşadığını daha sonra öğreneceğiz. Bu şaşkınlığın yanında hafiflemiştir de: “Ulan on yaş gençleştim sanki!” Yolda ilerlerken refüjün içindeki laleleri fark eden adam, duracak ve çiçek cümbüşünün seyrine dalacaktır. Mustafa Kutlu, bir iki fırça darbesiyle derdini anlatabilecek bir ustadır. Adam durunca aceleyle yürüyen bir iki kişi ona çarpar, söylenip giderler. Bu sahne şehrin keşmekeşini, boğucu telaşını hissettirir bize. Gülten Akın’ın dizeleri yankılanır bu kısacık sahnede. Kimsenin durup ince şeyleri anlayacak vakti yoktur. Kutlu, dünyevi fazlalıklardan kurtularak şen maneviyata kavuşan kahramanlarının hikâyelerini anlatırken kendi dilini de yalınlaştırır. Dil incelir, içten bir lirizmi okura taşır cümleler. Adamın artık hakikati seyredebilen nazarından çiçek tefsiri tasvir edilir. “Ağaçlara bakıyor, tomurcuklar patlamış, ilk çıkan yaprakları bir keçi yavrusu kadar sevimli ve parlak.” Adam dayanamaz, şükrederek yüzünü gözünü lalelere sürer. Buradan mescide yollanan adam, iki rekât şükür namazı kılacak, okur da onun ne yaşadığını öğrenecektir. “Tahliller olumlu çıkmış, o şüphe edilen kötü hastalığa yakalanmamıştı.” Bu hikâyenin adının neden çiçek tefsiri olduğu barizdir. Yaradılanı hakikatiyle okuyabilen insan, Yaradana ve şükürlü bir sevinç istikametine yürüyecektir. Adam çiçek tefsirini yapmış, ardından mescide yönelmiştir. Kâinatı dolduran kozmik ayetler, insanı hakikate çağırmakta, kesret perdesini aralayan insan bu kozmik ayetleri okuyabildiği nispette gerçeğe ulaşmaktadır. Çiçekler elbette tefsir edilebilir. Çiçekleri tefsir edebilen insan, bu tefsirden çıkardığı anlama göre hayatını düzenleyecektir. Kahramanımız küçük esnaftır. Yaşadığı tecrübeden sonra bambaşka bir adam olarak dükkânına döner. Dükkânı boşaltmasını isteyen abus çehreli mal sahibine “Çıkacağım tabii. Sen gönlünü ferah tut.” diyecektir. Ardından kendini arayan oğluna bunu ilettiğinde bundan hiç hoşnut olmayan oğlu, “Yahu baba, eller her geçen gün büyüyor, biz küçülüyoruz. Oldu mu yani.” şeklinde mukabele edince acıyla gülümseyen baba “Oldu, oldu. Küçük güzeldir.” cevabını verir. Mustafa kutlu, doksanlı yıllarda İslamcı entelektüel camiada popüler olan iktisatçı E. F. Schumacher’in Küçük Güzeldir adlı ekonomi kitabına da güzelce gönderme yapar.

Cemal Şakar, Hikâyât adındaki küçürek öykülerden oluşan kitabını iki bölüme ayırır: Bir adlı ilk bölümde Kur’an’daki helak edilen kavimlerin kıssalarından ilhamla yazılmış kıpkısa öyküler vardır. Çok adlı bölümde ise modern insanın arayışları, çıkmazları, şaşkınlıklarına dair çok kısa öykülere yer verilmiştir. Cemal Şakar, sanki ne kadar yalınlaştırsa da kendi sözünü kesretten kurtaramayan sanatçının çelişkisini gösterir ikinci bölüme Çok adını vererek. Şakar’ın bu ikinci bölümdeki Lamba adlı küçürek hikâyesi Kutlu’nun Çiçek Tefsiri’nin akrabasıdır. Elindeki sapanla sokak lambalarını kıran bir adam yakalanır ve savcının karşısına çıkarılır. Savunması okuru çarpar: “Yıldızlar, yani işaretlerimiz sönükleşiyor. İnsanlar yollarını, yönlerini nasıl bulacaklar bunca aydınlıktan gözleri kamaşmışken.” Yıldızlar işaretlerimizdir, karada ya da denizde yönümüzü onlara bakarak buluruz. Ama buradaki işaret, daha derin bir bağlam içinde asıl anlamını bulabilir. İşaret, hakikati gösteren ayetlerdir. Tıpkı çiçekler gibi yıldızlar da Allah’ın kozmik ayetleridir. Onları fark edip gören ve hakkıyla okuyabilenler, yeryüzünde istikametlerini tayin edebilirler. Yeryüzündeki ışık kesreti gökyüzündeki işaretleri perdelemektedir.

Yeryüzü macerasında insana yüklerinden kurtulmayı salık veren iki hikâyeci bunu yaparken sözü en rafine hâliyle kullanma gayretindedirler.

 

 

 

2019-09-10T18:26:52+03:00Eylül 11th, 2019|Bilmek Vaktidir, Temalar|
Bülten Üyeliği
Yayınlardan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz.
Gizlilik haklarınıza saygı duyuyoruz.
Bu İnternet Sitesi çerezler ve üçüncü parti uygulamalar kullanır. Tamam